İki insan arasında hep tek yol var sanıyordum o güne kadar. Sen birine kendini ne kadar yakın hissedersen o da sana o kadar yakın hisseder. Oysa hissedilen yakınlık başkaydı, gerçekte olan başka. İki insan arasında her zaman iki yol vardı. Sen onu yanında sanırken o seni köprülerin ardından izleyebilirdi. Herkes kendi aklının içinde yaşıyordu. Ve gerçeği bilemezdin. Neredeyse hiçbir zaman ...
Bana kalırsa tek bir gerçek var: Yol. Her sabah uyanıp yeniden yola çıkma cesareti göstermek var. Büyük laflar etmekle oyalanmadan, ne zaman varacağını düşünmeden her gün doğru olanı seçmek için çabalamak var. Yanlış olanı seçince görmek. Korkunca, kalbin kırılınca, kıskanınca, mutlu olunca görmek. Sana nasıl geldiğine bakmak. Saklamadan, üstünü örtmeden.”
Yürüdükçe görüyorum, güçlü olmak diye bir şey yok. İnançlı ya da adaletli olmak diye de. Çünkü bir şey gerçekse dile getirilmeye ihtiyaç duymaz. Öylece var olur.
camı aralayıp kuşları izliyorum. Bir alçalıp bir yükselirken, kanatlarını önce çırpıp sonra dümdüz gererken harika görünüyorlar ama hemen her şey uzaktan öyle görünüyor. Sadece uçtuğuna aldanıp kuş olmak isteyemezsin ki...