Vesile Çelik Kaya

Vesile Çelik Kaya
@vesilecelik
Biri

Vesile Çelik Kaya

, bir kitap okudu
8/10
·80 syf.·
2024 4. kitabı
Birhan Keskin
8/10 · 5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yaşamının tattırdığı doygunluk. Günbatımında mora çalan vadinin manzarası, bütün gün keskin güneşin altında ezilmiş renklerin nihayet birkaç dakikalığına da olsa altın rengi ışıkla ortaya çıkıp nefes aldığı o mucizevi yaz akşamlarının yaşattığı mutluluk. Ardından, yürüyüşlerde karşılaşan ve bir çatı altında hep beraber sığınabildikleri için sevinen insanların akşamına eşlik eder mutluluk. Fakat bunların hepsinde almaya, kabul etmeye ilişkin bir şey vardır. Mutluluk kendini bir manzaranın, bir anın, bir ortamın alıcısı olarak bulmayı ve anın lütfunu almayı, kabul etmeyi, yakalamayı gerektirir. Bunun ne yolu yordamı vardır ne de hazırlığı; sadece an geldiğinde orada olmalıdır insan. Öbür türlü başka bir şeye, bir şey başarmış olmanın tatminine, zaten bildiğimiz şey yapmış olmanın neşesine dönüşür. Mutluluk tekrarlanamaz olduğu için hayli kırılgandır; mutluluk anları nadirdir, bu anlar dünyanın kumaşındaki altın iplere benzer, onları yakalamak gerekir.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Dolayısıyla yürümek durmadan faniliğimizi hatırlatır bize; kaba ihtiyaçlarla ağırlaşmış bedenlerimiz nihayetinde toprakla bir bütündür. Yürümek kendimizi topraktan yukarılara taşımak, yerçekimini yenmek veya hız ve yüksekliğin aldatmacısı ile faniliğimizi unutmak değildir; yerin kütlesi ile, bedenin kırılganlığıyla ve bu yavaş yavaş gömülmeyle uzlaşarak faniliğe alışmaktır. Yürümek ayakta, öne eğilmiş bir bedenden ibaret olmayı kabullenmektir. Ancak şaşırtıcı olan şudur ki bu yavaş teslimiyet, bu müthiş dermansızlık bize var olmanın, o eğilmiş bedenden fazlası olmamanın ermiş sevincini yaşatır. Kurşundan bedenlerimiz, orada yeniden kök salacakmış gibi, her adımda düşer toprağa. Yürümek dimdik ölmeye yapılan bir çağrıdır.
Sayfa 161·Kitabı okudu
İnsan kendi mahallesini duraksayarak, düzensiz bir tempoda, amaçsızca ama başını kaldırarak ve yavaşça dolaşma zevkini-duyulmamış şeydir belki ama kolaydır-bir kere olsun tatmalıdır. İşte mucize o zaman gerçekleşir. Kendini belirli bir görev biçmeden telaşsızca yürümek, şehrin onu ilk kez gören birine göründüğü gibi görmesini sağlayabilir. Bilhassa dikkat edilen bir şey olmadığında her şey -renkler, ayrıntılar, biçimler-gani gani oradadır.Bir başına amaçsızca dolaşmak, şu görüntüleri tekrar yakalayabilmenizi sağlar mesela: şuradaki panjurların rengi ve o rengin duvarlarda bıraktığı iz; pencere parmaklılarındaki siyah kıvrımların zerafeti; taştan zürafaları andıran yüksek ve dar, yahut tombul kaplumbağaları andıran alçak ve geliş evler; günbatımının parlak turuncu rengini mavi-gri ön tepelere yansıtan pencereler. İşte insan bu şekilde sokakları uzun uzadıya yağmalayabilir.
Sayfa 146·Kitabı okudu
yolculuktan değişmiş olarak dönmeyi umut etmek. Kutsal mekanların yakınlarında çoğunlukla arınmayı sağlayan bir kaynak, bir akarsu veya bir nehir vardır; hacılar temizlenmek, kendilerinden arınmak adına suya girerler örneğin. Hinduların her yıl Ganj nehrinde yıkanmaları en bilindik örneklerden biridir.
Sayfa 109·Kitabı okudu