Askeri bilgiden yoksun askerler, gemi görmemiş deniz subayları, işlerini bilmeyen memurlar, aç gözleriyle, bir karış filleriyle, beş para etmez ciğerleriyle, dünya işine dalmış pişkin din adamları...Tümü işlerine uygunsuz, kendilerine ait olanlar konusunda yalancı ama tümü şöyle yada böyle Senyörün sınıfındandı.
Yürekten gelen bağlılıktan daha iyi bir şey olmadığını bilecek kadar görmüş geçirmiş bir adamdı Lorry. Karşılık gözetmeyen bu bağlılığa saygısı sonsuzdu.
İçinde yaşadığımız çağ; iyiyi ve kötüyü, aklı ve aptallığı, inancı ve reddi barındıran tüm zamanların en garip çağıydı. Mevsim aydınlığın ve karanlığın mevsimiydi. Umudun baharı ve umutsuzluğun kışı yaşanıyordu. Herşey gelecek içindi. Gelecek hiçlikti. Hepimiz ya cennete; ya da cehenneme gidiyorduk. Günler birbirine o denli benziyordu ki...