“Hak Yol’unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.”
İnsan bazen hayatı yalnızca aklıyla çözmeye çalışır. Oysa en büyük hakikatler, hesap yaparak değil; hissederek, merhamet ederek ve gönül vererek anlaşılır.
Bir aileyi ayakta tutan şey kusursuz insanlar değil, affedebilen yüreklerdir. Bir ilişkiyi uzun ömürlü yapan ise haklı çıkmak değil, birbirinin acısını duyabilmektir. İnanç da yalnızca dilde kalan sözlerle değil; sabırla, vicdanla ve güzel ahlakla anlam kazanır.
Nefis bize sürekli eksikleri gösterir. Kalp ise sahip olduklarımızın kıymetini fısıldar. Bu yüzden insan önce kendi öfkesini, kırgınlığını ve kibrini tanımayı öğrenmelidir. Kendini tanıyan, başkasını incitmekten de uzak durur.
Hak yolunda yürümek, başkalarını yargılayarak değil; kendi kalbini güzelleştirerek mümkündür. Çünkü güzel bir kalp, bazen uzun nasihatlerin yapamadığını tek bir merhametle başarır.