İnsanın kendisine zarar getirecek olanın ne olduğunu bilmeden olur olmadık her şeyi merak etmesi, öğrenmek istemesi ve sonra acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalması güzel bir şekilde aktarılmıştır. Her ne kadar merak ettiğimiz bir durum da olsa öğrenmemiz istenmiyorsa, o şeye daha temkinli yaklaşmalıyız. Bence hakkında bilgimiz olmayan şeylerin ardına düşerken bir kez daha düşünmeliyiz.
“TEİRESİAS: Hepiniz aklınızı kaçırmışsınız. Bildiklerimi söylemeyeceğim, çünkü kendi felaketimi, senin felaketini açığa vurmak istemiyorum.
OİDİPUS: Demek biliyorsun da söylemek istemiyorsun? Böylece bize hıyanet ettiğini, kentini mahvettiğini anlamıyor musun?”
Ensest ilişkilerin o dönemde bile lanetli kabul edilişi, insanların gözünde bunun böylesine trajik bir şekilde konu edinilmesi düşündürücü bir durumdur. Günümüzde özgürleşmek adı altında bu ilişkileri yaygınlaştırmaya çalışan topluluklar mevcuttur. Bu durum, bir çerçeve çizilmediği takdirde insanların özgürlük adı altında yapmak isteyeceklerinin bir sınırı olmayacağını göstermektedir. Bence doğal bir hak olarak görülen böyle aşağılık yönelimlerin bir yerde son bulabilmesi için ahlak kuralları ve bu kurallar ile gelen sorumluluklar göz ardı edilmemelidir.
“Çocuklarının hem babası, hem kardeşi; onu doğuran anasının hem kocası, hem oğlu olduğu; babasının karısından çocukları doğduğu; babasını öldürdüğü meydana çıkacak.”
Hayatta bazen öyle durumlarla karşı karşıya kalırız ki ne yapacağımızı, kime güveneceğimizi bilemeyiz. Bir koruma alanı oluşturarak kendimizi güvende tutmaya çalışır ve etrafımızdaki herkesi potansiyel tehlike olarak görürüz. Bu, içinden çıkılması güç bir durumdur. Kreon'un itirazında haklı olması kadar Oidipus da şüphesinde haklıdır. Bir söz vardır: “Bir insana güvenip güvenemeyeceğini anlamanın en iyi yolu