Kendine söz verdi, bundan böyle nasıl hissediyorsa öyle davranacaktı.
Üzüntüsünü, sevincini, öfkesini saklamayacak, üstünü kapatmaya kalkışmayacaktı. Kaçmayacaktı hakikatten, düşündüklerini söylemekten çekinmeyecekti.
Bahar bayramlarını hasretle beklediği günler düştü aklına, çok değil, birkaç sene önce bambaşka hislerle uyanıyordu 1 Mayıs sabahları. Aynı yerde aynı insanlarlaydı şimdi, aynı ağaçlarla sarılıydı etrafi ama ne müzik heyecanlandırıyordu onu ne de çiçekler.
"En büyük mutluluk," dedi bir keresinde "insanın yavrusunu ilk gördüğünde hissettiğidir". bu kanıya nereden vardığını sordu ve ekledi: "Bana kalırsa en büyük mutluluk, pişmanlık duymadan yaşayabilme hürriyetidir."
"Sonra sen seslenirsin...
Her şey biraz eskimiştir
Ve herkes biraz kimsesizdir
Ansızın şehrin kapısını aralar giriverirsin
Sonra sen gülersin...
Belki de güzel şeyler olur
Sen gül, güzel şeyler olsun..."