Beklentimin çok üzerinde bir okuma deneyimi yaşadım. Hem dili hem duygusu hem de akışıyla bir solukta okunacak türden, ama okurken insanda iz bırakan bir kitap.
Hikâye, kaybolan bir çocuğun yıllar sonra bile kapanmayan yarasını anlatıyor. Sadece bir kayıp hikâyesi değil; ait olma, köklerinden kopma, suçluluk, anne-babalık ve kimlik üzerine derin bir roman. Yazar hiçbir duyguyu abartmadan, sade ama güçlü bir anlatımla ilerliyor. Okudukça hem ailenin acısına hem de karakterlerin iç hesaplaşmalarına ortak oluyorsunuz.
Kitabın en vurucu karakteri ise Ruthie. Küçücük yaşında hayatı elinden alınan, büyürken kim olduğunu bilemeden yaşayan bir çocuk… Onun gözünden dünyayı okumak, empati kurdukça içinin ağırlaşması… Hele son sayfalarda yaşadığı duygu karmaşasıyla birlikte ben de gözyaşlarımı tutamadım.
Akıcı
Duygusal ama asla yapay değil
Aile, kayıp, kimlik temalarını çok iyi işliyor
Okuduktan sonra uzun süre akılda kalan karakterler
Kısacası; içimde bir şeyleri yerinden oynatan, karakterleriyle iz bırakan bir roman oldu.
Kesinlikle tavsiye ederim, siz de okuyun.