Loki: "...Sadece cesur olmanı istiyorum. Cesur ol ve başını dik tut. Bunu yaptığın sürece, kim olduğunu her zaman hatırlayacaksın. Diğer herkes de öyle."
Hel burnunu çekti(ağlamaklı).
"Kim olduğumu mu?"
Loki: "Evet. Kim olduğunu. Bazen sahip olduğun tek şey budur, bu yüzden kimsenin olduğun kişiden utanç duymana sebep olmasına asla izin vermemelisin."
Monos: ...Ve şimdi her şey gene hiçlik oldu. O muğlâk ışık tamamen söndü. O cılız heyecan son bir titreyişle yerini sükûnete bıraktı. Nice beş yıllar geçti.Toprak toprağa döndü. Kurdun yiyebileceği bir şey kalmadı geride. Varlık hissi sonunda tamamen yok oldu ve onun yerine —her şeyin yerine— baskın ve kalıcı —mütehakkim Mekân ve Zaman egemen oldu. Olmayan şeye
—biçimi olmayana— düşüncesi olmayana —duygusu olmayana— her şeye rağmen ölümsüz olan tüm bu hiçliğe Mezar gene de bir yuvadır, çürüten zaman bir arkadaştır.
Una: ...Yazık! Sevgimiz büyüdükçe, bizi ebediyen ayırmak için sabırsızlanan o meşum saate duyulan korku da büyüdü kalplerimizde. Böylece, sevgi zamanla acının kaynağı oldu; demek ki nefret olsaydı, şefkat olacaktı. (Sevmek zamanla acı verir oldu. Halbuki nefret etsek birbirimize şefkat duyardık). Demek ki sevgi yerine nefret olsaydı, merhamet olurdu.