Kendinde hayale sığmayacak kadar geniş bir gerçekleştirme gücünün varlığını duyan, ama neyi gerçekleştireceğini bilemeyen bir çağda yaşıyoruz. Çağımız her şeye egemen, ama kendine egemen değil. Kendini kendi bolluğunun içinde yitip gitmiş duyuyor.
Zihin, genelde kişiliğin bir köşesine atılmış, kullanılmadığından ötürü küflenmiş, durur. Dışarıdan hazır alıp üstünde hiç kafa yormadığı, kendi akıl makinesinin üretmediği formüllerle yaşar.
Gerçek aydının görevi pohpohlamak ya da yüceltmek değildir, çarpık gördüğüne karşı çıkmak ve düzeltmektir; dolayısıyla yazgısı çetin, sert, hatta korkunçtur.
"Tevazu, ilişkilerin olgunlaşmasına da yardımcı olur. Alçak gönüllülük söz konusu olduğunda bariz şekilde alt sıralarda konumlanan narsistler, ilişkiyi bir oyun oynarmışçasına yaşarken mütevazı insanlar ilişkilere karşı daha samimi bir yaklaşım tarzı benimser, partnerlerine özenli davranır ve aralarındaki bağın kalitesini önemserler."