Sa, kıymetli hazirun, sizi 1 dk'lık saygı duruşuna davet ediyorum çünkü bu kız çekirge hüsamettin'i panik atak geçirmeden zıpzıplar mezarlığına vip olarak gönderdi. Bu gurur hepimizin.. Gurur yazarken gökkuşağı emojisi öneren klavyemi de Allah'a havale ediyorum. :d
biraz şey olanlar
Hayat Karşısında Çocuklarımız Borçlu mu, Alacaklı mı?
Bazı çocuklar vardır… Daha küçücük yaşta omuzlarına görünmez bir çuval yüklenir. Evde konuşulan bazı cümleler vardır... Anne baba söyler geçer belki ama çocuk onları sadece duymaz; içine betonla yerleştirir. Bir süre sonra o cümleler, çocuğun iç sesi olur. Mesela... "Senin için saçımı süpürge ettim." "Bir dediğini iki etmedik." "Sen rahat yaşa diye biz gençliğimizi yaşayamadık.” "Ben senin yaşındayken neler çekiyordum." "Bu evin kıymetini bilmiyorsun." "Biz olmasak halin ne olurdu?" "Bunca emeğe rağmen hâlâ bizi üzüyorsun." "Sana ömrümü verdim." "Sütümü helal etmem " "Annelik babalık nankör evlat yetiştirmekmiş." "Ben anneme babama şöyle iyi evlattım" "Gece gündüz çalışıyoruz sizin için." "Bir teşekkür etmeyi bile bilmiyorsunuz.” "Biz sizin hizmetçiniz miyiz?" "Bunca fedakarlığın karşılığı bu mu?" "İnsan biraz mahcup olur." "Senin için kendimizden vazgeçtik." "Biz çile çektik siz rahat edin diye." "Bizim zamanımızda böyle imkan mı vardı?" "El alemin çocuğu anne babasının sözünden çıkmıyor" "Biz sana her şeyi verdik." "Ben ölünce anlarsın değerimi."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Böyle din adamları lazım bize.
Adnan Kahveci’nin İlâhiyat Profesörü kuzeni Niyazi Kahveci'den harika tespitler. - Bu ülkede en çok satılan, en çok satın alınan fakat hiç kullanılmayan tek şey dindir. Bunu satın alan halk problemlidir! Halkın zihin yapısı problemlidir! Bu problemlerin faturasını millet olarak birlikte ödüyoruz.. ▪️ Bu kafa birini büyütüyor, sonra da gidip kendini ona öldürtüyor. ▪️ Bu kafa, hastalıklı bir kafadır! ▪️ Bu kafa, anakronik (çağ dışı) bir kafadır! ▪️ Bu kafa, şizofrenik bir kafadır! - On bin yıl öncesinin anlayışıyla bugünü yaşamaya çalışan bir kafadır! - Kiralık kapitalle kapitalizm, kiralık felsefeyle bağımsızlık olmaz!.. En zor iş, çağdışı insan malzemesiyle çağdaş işler yapmaya kalkışmaktır. Otuz yıl sonra ya teknolojik insan olacaksınız, ya da gereksiz insan. Mesele bu kadar basit. - Batı'daki dinî mezhepler teolojiktir ve zihinseldir! Bizdekiler ise siyasaldır!.. Meşrulaştırmak için teolojisi arkadan gelir. - Sünnilikte düşünmenin “d”si yoktur! Adı üstünde teamülcü! Allah'tan, uygulamacı olan elin oğlu, bize teknoloji satıyor da, onu alıp kullanıyoruz.. Satmasa ne yapacağız? - 150 milyar dolar ihracatımız var ama, 300 milyar dolara yakın da ithalatımız var!.. Bunun anlamı şudur!. Bir liralık mal satıp, iki lirayla geçineceksiniz. - Yeraltı kaynaklarımızı sattık! Yer üstündekileri de sattık! Şimdi havayı betonla doldurup onunla geçinmeye çalışıyoruz. Gelin görün ki, bunu dert edinen kimse yok. - Şeyhlik, şıhlık kavramı, 5000 yıl önceki totemizm kavramının insana dönüşmüş halidir. Bu toplumda şeyh, şıh çok, fakat tek filozofumuz yok! O nedenle olguyu okuyamıyoruz. - Biyolojik yönden aklı bozuk insanların evliyadır diye peşlerinden koşup, “Benim hâlim ne olacak?” diye soranlarımız var!
Yıl 1977 İstanbul’da vatani görevimi yapıyordum. Şimdiki Atatürk Havalimanı"nın adı o zaman Yeşilköy Havalimanı" ydı. Benim görevim ise Yurtdışı hatlarında, giden-gelen yolcu VİP salonunda Jandarma Koruma ve Kontrol Komutanlığı... Bir gün oldukca esmer, ince dalan, cılız, fizik itibariyle karakuru (çirkin demek bana göre bir kavram değil) bir kadın, Lufthansa Havayolları uçağından inmiş ve VİP salonundan Türkiye’ye giriş yapıyor... Yurtdışından gelen bu kadının valizlerinin sayı itibariyle çok ve ağır olması bizim askerin dikkatini çekmiş. Asker valizleri açmak isteyince,, kadın sessiz ve tepkisiz askeri izliyordu. Valizleri taşıyan korumaları ise askere valizleri açtırmak istemiyordu. Asker ile korumalar arasında sanki bir arbede yaşanacak gibiydi... Müdahale ettim. Askeri yanıma çağırdım ve -Asker? -Emret Komutanım! -Kimin bu valizler ? -Aha şu Romenin Komutanım. Kadının yanına vardım... ve; "Merhaba" ,dedim. Öyle bir ipeksi sesle cevap verdi ki; yok böyle bir ses tonu. Şahane bir kadın sesi ile "Merhaba, iyi nöbetler Komutanım." "Pasaportunuz lütfen?" Çıkarttı verdi. Açtım ki ne göreyim, Atatürk’ün sanatçısı Safiye AYLA... Askeri yanıma çağırdım ve sordum, "Bu hanfendinin pasaportuna baktın mı asker? Kim biliyor musun?"
Her sakallı Mü'min değildir!
Dini bilgi ve otoriteyi, manevi bir olgunlaşma yerine maddi kazanç (ticari) ve statü (makam) elde etmek için kullanan profiller, genellikle İslam literatüründe "ulemâ-i sû" (kötü alimler) olarak adlandırılır. Bu kişilerin temel motivasyonlarını ve amaçlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz: 1. Sosyal Sermayeyi Maddi Kazanca Dönüştürmek Din, toplumun en hassas ve güvene dayalı noktalarından biridir. Bu güveni suistimal eden kişiler, dini bir "ürün" haline getirerek şu hedeflere yönelirler: Kitap ve Yayın Satışları: Sahih bilgi yerine toplumun duygularını sömüren, mucize odaklı veya korku içerikli eserlerle ticari başarı yakalamak. Bağış ve Fon Yönetimi: Hayır işleri adı altında toplanan kaynakları kişisel zenginleşme için kullanmak. VİP Dini Hizmetler: İbadetleri veya dini törenleri lüks bir tüketim nesnesi haline getirerek yüksek gelir gruplarına pazarlamak. 2. Siyasi ve Bürokratik Nüfuz Elde Etmek Din adamı kimliği, kitleleri ikna etme gücü (karizma) sağlar. Bu güç, güç odaklarıyla (siyaset veya sermaye) pazarlık masasına oturmak için kullanılır: Meşruiyet Sağlama: Güç sahiplerinin kararlarını dini metinlerle destekleyerek karşılığında bürokratik kadrolar veya imtiyazlar almak. Toplumsal Kontrol: Kendisine bağlı kitleyi bir "oy deposu" veya "baskı grubu" olarak kullanarak siyasi pazarlık gücünü artırmak. 3. Narsisizm ve Statü Tutkusu Her zaman maddi bir karşılık beklenmeyebilir; bazen amaç sadece "alkışlanmak" ve "tek otorite" olmaktır: Kutsallaştırılma Arzusu: Takipçileri tarafından hatasız kabul edilmek, sorgulanamaz bir konuma erişmek. Üstünlük Kompleksi: Dini bilgiyi bir üstünlük aracı olarak kullanarak toplumun diğer kesimleri üzerinde tahakküm kurmak. Bu Durumun Yarattığı Tahribat Bu tür yaklaşımların asıl amacı kişisel ikbal olsa da, toplumsal
1000Kitap
Tek bir mesajıyla yüzümü güldürebiliyor ama tek Bi mesajıyla da ağlama raddesine geliyorum aşık değilim ama seviyorum onu istiyorum, varlığı çok iyi geliyor Ama kendisi hergün gelmiyor bazen VIP günler yaşıyorum genelde ağladığım günler geliyor of ben napıcam