Hayal ettiğin yaşlara ulaştığında, bir zirveye varmış gibi hissetmeyeceksin. Çünkü hayat bir varış değil, sürekli eksik kalan bir oluş hâli.
Çocukken kurduğum dünyanın eşiği yokmuş meğer; sınırlarını ben çizmişim, göğünü ben boyamışım. O dünya, kusursuzluğun mümkün olduğuna inanan bir zihnin yumuşak icadıymış.
Büyüdükçe anladım: Hayal kırıklığı, dünyanın değişmesi değil; benim gerçeğe uyanmam. Çünkü gerçek, düşlerin merhametine sahip değil.
Ve insan, en çok hayal ettiği dünyanın olmadığını fark ettiğinde büyür. O an, masal biter; düşüncenin ağırlığı başlar.