"ben o yalnızlığı sevdiğimde, içimde bir rüzgâr sesi vardı. bir ıslık, kış dumanlarına, mektuplara, kompartıman islerine, toprak yola, sabahın alacasına sinmiş bir ıslık, nereye gitsem, kışkırtan güzelliğiyle peşim sıra gelirdi. kimdi o ıslığın sahibi? o boynu incelten yürüyüş; yaprakları neşelendiren şarkı; akıl çelen arsızlık! "
"sadece bu da değil; o yorgun, uğultulu ve düşüncelerle dolu başını üzerimize koyup dinlendirdiğinde, bir anne, bir sevgili gibi hissettik kendimizi. dedik ki, sahibimiz bozulmuş bir bağa benziyor şimdi, yanmış bir ormana..."
sana yazdığım ilk mektup, bir ağıt değilse bile, hevesleri yarım kalmış genç bir ölünün sıcak hatıralarıyla doluydu. “yaşasaydı” demiştim kendi kendime, "yaşasaydı, eksik bıraktığı ne varsa tamamlardı."