İlk ilke kendinizi kandırmamanızdır. En kolay kandırılacak kişi insanın kendisidir. Bu konuda çok dikkatli olmalısınız. Kendinizi kandırmadığınız zaman diğer bilim insanlarını kandırmanız hiç kolay olmaz. Ondan sonra artık herkes kadar dürüst olmanız yeterlidir,
Sonra John Von Neumann vardı, büyük matematikçi, Pazar günleri kanyonlarda yürüyüşler yapıyorduk. Çoğu zaman Bethe ve Bob Bacher da gelirdi. Bunlar son derece keyifli yürüyüşlerdi. Von Neumann bana ilginç bir fikir verdi: Üzerinde yaşadığın dünyadan sorumlu olmak zorunda değilsin. Sonuçta Von Neumann'ın önerilerini esas alarak, kendimde çok güçlü bir sosyal sorumsuzluk güdüsü geliştirdim. Bu beni daha önce olduğumdan daha mutlu bir insan yaptı. İçime bu aktif sorumsuzluğumun ilk tohumlarını atan, Von Neumann'dır!
Tam o anda hayatımda birçok defa tekrarlanacak olan bir mucize gerçekleşti ve ben sadece anlattığım şeyler üzerine yoğunlaştım. Böylece dinleyicilerimi unutarak heyecanımı yendim. Konuşmaya başladığımda odada kimlerin olduğunu tamamen unutmuş gibiydim. Yalnızca çalışmalarımı açıklıyordum, hepsi bu kadar.
MIT'deyken sık sık insanlara oyun oynamak hoşuma giderdi. Bir defasında makine çizimi dersinde şakacı biri bir Fransiz Eğrisi (düzgün eğriler çizebilmek için eğri bir cetvel) kaptı ve "Bu şeyin üzerindeki eğrilerin özel formülleri var mı acaba?" dedi.
Bir an düşündüm ve sonra, “Elbette var. Bu eğriler çok özel eğrilerdir. Gel göstereyim" diyerek Fransız eğrimi kaptım ve yavaşça döndürmeye başladım. "Fransız Eğrisi öyle yapılmıştir ki her eğrinin en alt noktasındaki teğet nasıl döndürürsen döndür hep yatay kalır."
Sınıftaki bütün çocuklar Fransız eğrilerini havada tutup farklı eğimler veriyorlar, kalemlerini en alt noktada eğriye değdiriyorlar ve teğetin gerçekten yatay doğrultuda olduğunu keşfediyorlardı. Her ne kadar daha önce yeterli matematik dersi almış ve herhangi bir eğrinin alt minimum noktasındaki türevinin (teğet) sıfır (yatay) olduğunu öğrenmişlerse de bu “keşif'ten çok heyecanlanmışlardı. İkisini birbiriyle bağdaştıramamışlardı. Neleri bildiklerini bile bilmiyorlardı.
İnsanları anlayamıyorum. İrdelemeyle anlayarak öğrenmiyorlar, başka yollarla -ezberleyerek ya da başka türlü-öğreniyorlar. Bilgileri son derece kırılgan!