vogue

vogue
@vogue
Ön tarafı açılır - kapanır bir mikâp (küp) içinde hayatı yakalamak... Kapana kıstırır gibi....
Benim hayatımda böyle tutkular olmamıştı hiç. Şefkat nedir, bilmiyordum. Harareti de öyle. Eski kocam, Scott, ayıkken kibar, cömert ve düşünceli olabiliyordu. Ama boğazından içki geçtiği anda, bu özelliklerden geriye eser kalmıyordu. O ölünce, çektiği ve çektirdiği bütün acılar için ağladım; ama onu hiç özlemedim. Birazcık bile. İçimde bir şeyler köreldi, sonra öldü, derken son sevişmemin üzerinden beş yıl geçti. Beş Yıl. Bu tesadüfi bekârlığı, beni takip etmekten başka şansı kalmamış sıska, yaşlı bir köpek gibi görüyordum. Beş Yıl, gittiğim her yere benimle birlikte geliyor, dilini çıkarıyor, patilerinin üzerinde tırıs tırıs yürüyordu.
Reklam
Ağzı sıcacık ve ıslaktı; dili yerinde durmuyor, meme uçlarımı yalıyor, beni içine çekiyordu. Benden önce o hissetmişti sanırım. Bedenim kasılıyor, dizlerimi kenetleniyor, kollarım iki yana açılıyor ve avuç içlerim güneşe doğru bakıyordu. Evet…
Sonra önce bir bacağımı, daha sonra da ötekini omuzlarına attı ve kollarıyla belimden tutarak dengede durmamı sağladı. Her iki eli de bu şekilde altımdayken dilini uyluklarımın kısa kızıl tüylerimle birleştiği yere götürdü. Yüzünü kadınlığıma gömerken nehrin suyu bedenimde gezinen milyonlarca parmak gibi hissettiriyor du. Bir an dalga dalga tenime vuran suyla onun o hevesli ağzını birbirinden ayırt edemedim, ta ki sımsıcak ve ısrarcı dili tam da bulması gereken yeri bulana ve birkaç hünerli parmak hareketiyle orayı tamamen kendine saklayana kadar. Ahh…
, ağzını güneşte parıldayan uyluklarımın iç kısımlarını gıdıklayan suyla birleştirdi ve diğer eliyle beni suyun üstünde tutmaya devam etti. Dudaklarının sıcaklığı dalgalanan suyla birleşti ve aceleci parmakları bende o kadar yoğun bir hisse sebep oldu ki, kendime hakim olabilmek için suda çırpınmak zorunda kaldım.
ve eğilerek göbek deliğimde oluşan su birikintisinden öptü. “Gıdıklanıyorum.” Gözlerim hâlâ kapalıydı. Kuş gibi hafif ve tanrısalsın. Vücudun çok güzel, Dauphine. “Peki bundan gıdıklanıyor musun?” dedi fısıltıyla. Elini bedenimde gezdiriyor, diğer eliyle hâlâ alttan beni kavrıyor ve parmaklarıyla kadınlığımı keşfediyordu. Aman Tanrım. “Biraz,” dedim. Vücudum deniz yıldızı gibi açılmış, iki yana ayırdığı kollarım suda süzülmemi sağlıyordu...
Reklam