Merc with a mouth manga olarak karşımızda, Deadpool kendi tüm klişelerini yerine getirirken Japon manga klişeleri ile dalga geçiyor. Manga okuru değilim ama keyifliydi yine de. 4. duvar kırılıyorsa artı puanı basarım.
İnsanı insan edən onun hissləri və emosialarıdır. Ümumən bunu deməyə çalışır mangaka, məncə. Cəhənnəmdən gəldiyi düşünülən varlığın insanı, insan olmağı və həyatı anlamaq üçün əməyini vizuallaşdırmağa çalışan bu seri olduqca uğurlu iş görməyə yenə də davam edir. Ən təməl həzz və istəklərdən məhrum bir canlı necə bir insanın yerini tam tuta bilər? Cavab vermək olduqca müşküldür. Sadəcə kopyalamaq özü heç vaxt kifayət etməyəcək. Yoxdan var olan bir "beast" də olsan, o duyğular yaşanacaq. Ümid edirəm ki, gələcək bölümlərdə bu məsələ daha da dərindən ələ alınar.
Bu manga serisinə nəsə ciddi review yaza bilmirəm e, amma çox nəfəs kəsən tipdə olduğunu deyə bilərəm. Çox da qorxu sayıla bilməz, ancaq qoca kişinin çevriliş səhnəsi tam olaraq mhmmm idi. Və internetdə mlm deyil yazılsa da, biz reallığın və mangakanın məqsədinin nə olduğunu bilirik
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler içerir!!
Sen neler çekmişsin be Gu Mang...
Sonunda Gu Mang’ın ilk kitaptan beri merak ettiğimiz “neden ihanet etti?” kısmını öğreniyoruz. Açıkçası kafamda bir türlü oturmuyordu çünkü Gu Mang gerçekten mecbur kalmadıkça ülkesine ihanet edecek biri gibi durmuyordu. Bir de serinin sonunda mutlu son olduğunu duyduğum için sürekli “Madem gerçekten hain, bu hikâye nasıl mutlu bitebilir?” diye düşünüyordum. Ve sonunda her şey yavaş yavaş yerine oturdu.
Önceki kitapta Gu Mang’ın ihanet etmeden önce yaşadığı berbat süreci görmüştük. Kaybedilen savaş, ölen askerler, en yakın arkadaşının idam edilmesi, kralın askerler için mezar taşı yapılmasına bile izin vermemesi… Zaten o noktada karakterin psikolojik olarak tamamen kırıldığını hissediyorduk. Ben o süreçte krala defalarca sövdüm açık konuşayım.
Ama bu kitapta olayların gerçek yüzünü öğreniyoruz. Meğerse savaşın kaybedilmesinin sebebi gerçekten arkadaşının büyük bir hata yapması değilmiş. Düşman ülkenin kara büyüsü yüzünden arkadaşının zihni etkilenmiş ve savaş sırasında kontrolünü kaybetmiş. Kral da Gu Mang’ı yanına çağırıp ona bir teklif sunuyor: Düşman ülkeye casus olarak gitmesini istiyor.
Karşılığında ise hem ülkesinin geleceği için büyük bir avantaj sağlanacağını hem de Gu Mang’ın hep rahatsız olduğu köle sistemi gibi şeylerin ileride değişebileceğini söylüyor. Gu Mang da gerçekten bunu kabul ediyor. Ama planın işe yaraması için herkesin gözünde gerçek bir vatan haini gibi görünmesi gerekiyor.
Ve işte burada karaktere daha da fazla üzülmeye başlıyorsunuz çünkü adam aslında ülkesini korumaya çalışırken herkes tarafından nefret edilen biri hâline geliyor.
Yetmiyormuş gibi bir de düşman ülkede yaşadığı korkunç şeyleri görüyoruz. Özellikle hafızasının alınması ve kara büyü tekniklerini öğrenebilmek için gördüğü
JoJo Part 2, Hirohiko Araki’nin dehasını konuşturmaya başladığı gerçek bir dönüm noktası. Joseph Joestar, serinin gelmiş geçmiş en karizmatik ve zeki ana karakterlerinden biri; rakiplerini kaba kuvvetle değil, Goofy ahh Cartoon fizikleri ile alt etmesi hikayeye bambaşka bir dinamizm katıyor. Araki’nin bu parttaki çizim tarzı, anatomik detayları kullanışı ve karakter tasarımları tam bir görsel sanat şöleni sunuyor. Hem mizahın hem de epik dövüşlerin bu kadar dengeli olduğu, okurken her karesinden ayrı ilham aldığım harika bir başyapıt.
Spoiler içerir!
Dördüncü kitapta beni en etkileyen kısım galiba Shi Wudu ile Shi Qingxuan’ın olayı oldu ya. Önceki kitaplardan beri yan karakterlere zaten alışmıştık ama Qingxuan hep daha böyle neşeli, rahat takılan biri gibi geliyordu bana. Arada bizimkilerin yanına falan geliyordu, o yüzden arkasından böyle bir şey çıkacağını hiç düşünmemiştim açıkçası. Shi Wudu da hep daha sert, daha mesafeli duruyordu ya, hani çok da üstünde durmamıştım ama bu kısımda insan biraz daha anlıyor gibi oluyor. Yani yaptığı şeyler doğru mu, değil tabii, baya büyük hataları var sonuçta. Ama yine de iş kardeşine gelince her şeyi göze alması, en son da onun için kendini feda etmesi… bilmiyorum ya, o kısım gerçekten fena dokundu. Hele o son anlar… aralarındaki o kardeşlik hissi falan okurken gözlerim doldu.
1. Akihiko keşke seni dövebilsem...
2.Minik şoklar yaşandı mlsf xd
3. Mafuyu ve Ritsuka ikilisini daha çok görmek istiyorum ltfn
4. Saçını kesmesi, gözyaşım pıt