Volkan AY

Volkan AY
@volkanay
Yayımlanmış GECE KÖPEKLERİ, TUR DAĞI PARAMPARÇA ve Maria,OYUNUN RUHU isminde üç romanı vardır [Kalan yayınları] Yayınevinin kendi sitesinden ya da D&R'dan satın alabilirsiniz. ROMANLAR: onthewhitemugblackcoffee.blogspot.com
Yazar
İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümü
Antalya
Sapanca, 8 Nisan 1981
43 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
en sevdiğim ilk 5 roman
1.Toza Sor / John Fante 2.PULP / C.Bukowski 3.Yeni Hayat /O.Pamuk 4.Tehlikeli Masallar / A. Altan 5.Aşkın Sonu / G.Greene 6.Esirgeyen Gökyüzü / P. Bowles Kaç oldu?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Maria, Oyunun Ruhu, Volkan AY
"Ne oldu" dedi tavanın başındaki yaşlı adam. Bir fok balığını andırıyordu. Sesi duymuştu "Ben geldim" dedi Maria "Neden?" diye sordu fok balığı tavadan başını kaldırmadan "Çünkü kapı açıktı" diye açıkladı Maria. Gemi mutfağı gürültülü ve oldukça kalabalık bir yerdi. Fok balığının işaret ettiği gibi ona yaklaşınca "Neden-sonuç ilişkisinin zamansal ilişkisine dikkat edilmelidir." diye fısıldadı. "Neden, zaman olarak önce görünmesine karşın, amaçlılık söz konusu olduğunda asıl öncelik -sonuç- tur. Bunun için bilgi ya da farkındalık gerekir. Belirli bir şeyin olması için nedenler ortaya konur. Ancak bu farkındalığa ya da bilgiye sahip olmayanlar tarafından anlaşılmaz ve şu şöyle oldu çünkü zaman olarak önce olan şu şey yüzünden -neden- , sonuç olarak bu gerçekleşti, denilir. Mesela aşçı patateslere bakar ve bunları kızartın der, bir kısmını da kumpir için ayırır. Patates, neden kızardım ya da kumpir oldum diye düşünürse ateş, yağ, pişirilme gibi nedenleri bulabilir. Asıl ve öncelikli sebep ise patates olmasıdır. Daha sonra da aşçının canının kumpir ve kızartma istemesi gelir ki ateş, yağ ve pişirilme anlaşılacağı gibi üçüncü hatta dördüncü sıradadır, hatta denilebilir ki bu sadece bir ayrıntıdır." "Sonuçta" dedi fok balığını andıran adam "Benim gezegenimde herşeyin büyük silindir siyah bir şapkadan çıktığına inanılır." "Şimdi" diye tısladı yeniden. Maria'ya dönmüştü ilk kez. "Neden gelmiş olabilirsin?" "Gemi kafalı kadını arıyorum" dedi Maria. "Bu daha mantıklı" diye kafasını salladı fok. Kitabı satın alabilir ya da buradan okuyabilirsiniz onthewhitemugblackcoffee.blogspot.com
Koşan tavşanlar savaşında bir çeşit kumar oynanmıştı. Herkesin herşeyden bıktığı çözümsüz başka bir dönemde kaynaklar poker çipleri gibi ortaya sürülmüş, açılan kağıtlar yerini dövüşçülere ve onların silahlarına bırakmıştı. Anlaşmaya göre pes edenler geri çekilecek, son kalan bir tek kişi kazanacak ve kazanan yerdeki herşeyi alacaktı. Biz Joe ve Shelly gibi baskın savaşçılarımızdan ötürü buna katılmayı uygun bulmuştuk ancak savaşçılar arasındaki rekabet çözümsüz ve hileli bir hale dönüşünce çatışma başlamış, gece çatışma uzun bir savaşa dönüşmüş ve çember biçimindeki tel örgülerin arasındaki eski bir basket sahasından bozma ahşap ringde üstün durumdayken herşeyi bırakıp geri çekilmek zorunda kalmıştık. Kitabı satın alabilir ya da buradan okuyabilirsiniz onthewhitemugblackcoffee.blogspot.com
Sonuncu büyük dalga devrilmiş şarap fıçılarından birini arka sokaklara yuvarlayarak gözden kaybetti. Bütün bu gördüklerimin aralarında hiç ıslanmadan ve üşümeden dolaştığıma o sırada şaşırmıyordum. Gördüğüm rüyayla sersemlemiş halde haykırışlarına uyandığım dümencinin küfürleri açılıp saçılırken, yine didiştiği eski kölelerden biriyle takıştığını düşünüp, iyi bir dövüş görebilmek umuduyla gemiye yüzmeye koyuldum. Hakaretlerini sarhoş bıçağı gibi hedefi belirsiz biçimde savuruyordu, ip merdivenden yukarı tırmandığımda Kaptan'ın masası ön güverteye çıkartılmış, tayfalar etrafını çevirmişti. Kalyona geçilirkenki çarpışmadan bu yana aksayan dümenciyi dört adam tutmaya çalışıyor, dümenci yarı yarıya sarhoş marangozun testeresinin ucunda can çekişiyordu. Kitabı satın alabilir ya da buradan okuyabilirsiniz onthewhitemugblackcoffee.blogspot.com
Bismillahirrahmanirrahim; Bu defteri Recebülevvel ayının onyedisi yahut onsekizinde yazmaya başlıyorum. Defter Atlıhisar kasabasının dağ köyünden başlar, yürüyerek veya at üstünde geçtiğimiz topraklarda, deve tepelerinde sallanarak aştığımız çöllerde ve yelken açtığımız denizlerde yaşadıklarımızı anlatır. Yola çıkışımızdan, güvenli taş duvarlarla çevrili sıcak yataklarımızın huzurlu sıcaklığına varıncaya dek her günü, her yolu, geçtiğimiz her çölün her bir kum tanesini hatırlıyorum; çünkü böyle bir şey yaşadığında - Allah’ın izniyle- bunu unutmazsın.