8/10
·376 syf.··
2023 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2023 08:10
Gerçekten baya güzeldi , beğendim . Herkes aşırı övüyordu , o kadar waaov bir kitap değildi ama yine de çok güzeldi . Tavsiye ederim . Röportaj tarzı olması başta gözümü korkuttu , sevmem zannettim ama cidden çok sürükleyiciydi . Karakterlerin hepsi iyi yazılmıştı , hayattan gibi , yapmacık değildi. Bütün karakterlere sinirlendiğim yerler de , desteklediğim yerler de oldu . Bütün hatalarına rağmen Daisy'i de Billy'i de sevdim. Ama Camila ve Warren favori karakterim oldu. ! Buradan sonrası spoiler olabilir ! Billy'nin bağımlılığını bırakamayacağını sanmıştım ama ailesi için bırakabilmesi çok güzeldi . Billy'e tüm kitap boyunca çok fazla sinirlendim. Hamile karısını aldatması falan korkunçtu. Bide evli olmasına rağmen ne kadar bişey yaşamamış olsalar da Daisy ile olan çekimi hiç hoş değil aksine mide bulandırıcıydı. Sonra grubu sahiplenmesi , diğerlerinin fikirlerini tamamen yok sayması ... Bir de kardeşinin O'na en çok ihtiyaç duyduğu an umursamamasına sinir oldum . Aşırı kırıcıydı. Graham ve Karen'ın sonuna mutluyum , ikisi de mutlu çünkü , hiç üzülmedim . Eddie ... Hiç bir şey söyleyemem hakkında . Haklı olduğu yerler vardı tamam ama çok sinir bozucu bir karakterdi. Pete bana kalırsa biraz silik bir karakterdi , pek konusu geçmedi . Warren'ı baya sevdim , onunla ilgili sevmediğim hiç bir şey olmadı . 10/10 karakterdi . Daisy ... Bağımlılığını bırakıp hayatına odaklanmasına çok sevindim. Grubun dağıldığına ne kadar üzülsem de olması gereken buydu. Devam edemezlerdi o noktadan sonra . Son olarak Camila'ya gelecek olursam mükemmeldi . Billy'i bırakmadığına kızmıştım ama iyi ki de bırakmamış . Herkesin hayatını düzeltti . Kıskanç olmaması çok iyiydi. Daisy 'i sevmesi çok güzeldi . Sonuç olarak kitabı gerçekten beğendim . İçinde bulunduğu dönemi çok iyi anlatmış yazar
Daisy Jones ve The SixTaylor Jenkins Reid · Yabanci Yayinlari · 20221,593 okunma
8/10
·516 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
MASUMİYET MÜZESİ Orhan Pamuk’ un Nobel’e giden yolda hem yazdığı aşk hikâyesi, hem de post modern realist müzesi. İlk önce benim ilgimi çeken kısmı müze fikriydi kendi kendime şöyle dedim waaov adam yaşamadığı aşkın müzesini yapmış bu fikir harika geldi bana. Romancılık Don Kişot’ tan bu yana gerçek ile kurgunun savaş alanı olmuştur, ilk evrede kurgu gerçeğin izinden gitmiş kendini inkâra yönlendirmiş fakat gerçekliği olduğu gibi kaydetmiş ve ölümsüzleştirmek için var olmuş. Daha önce böyle bişey yapılmış mı bilmiyorum, yapılmış ise şaşırmam ikinci bir foucoult sarkacı vakası olur. Gel gelelim kitabımıza Türkiye’nin 70’li ve 80’li yıllarının panoraması da çok baskın bir şekilde olmasa da arka planda hikâyemize eşlik ediyor. ‘aşk romanı’ diye nitelendirilse de hikâyenin politik bir yönü olduğu kanıksanamaz. Türk burjuvazisi, doğu-batı, şehir-taşra, kadın-erkek, muhafazakâr-serbest, gibi zıtlıkları Pamuk metinlerinden aşina olduğumuz üzere çokça barındırıyor. Benim favori sayfam ise; 69.bölümde ‘bazan’ bölümünde ve 54. Bölümde ‘zaman’ kemal füsuna olan aşkını ve kaybolan zaman içinde ritüelleşen şeyleri anlatıyor. Bu bölümde ki her cümle ‘bazan’ sözcüğü ile başlıyor bence çok hoş ve yaratıcı bir taraf. 54. Bölüm de ise Pamuk metinlerinden aşina olduğumuz argüman sahnesi, yani dramatik yapının daha iyi anlaşılması için temel bir olgu ele alınmış ve olgunun nasıl yorumlandığını/yorumlanması gerektiğini anlatmış bu durum Pamuk‘la ilgili en sevdiğim özellik. Karakterler ile ilgili birkaç birşey söylemek istiyorum Kemal’ den başlamak istiyorum, Kemal’ in yaşadığı şey çok çok özel fakat Füsun’ u biraz şımarık buldum tamam bu o yani Füsun böyle ama hayat daha ciddi bişi.. herneyse tadı dimağımdan uzun süre silinmiycek bir kitaptı.. &’sonu mutlu biten bütün aşk hikayeleri,
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma