Rawls, 'hakkaniyet olarak adalet'in evrensel bir toplumsal adalet ölçütü sunmayı amaçlamadığını açıklamıştır. Kuramı, modern anayasal demokrasilere uygun pratik bir kuramdır. Başka bir deyişle bu kuram, siyasi ve pratik (metafizikten ziyade) bir adalet anlayışıdır. Felsefi tartışmaların dışında, felsefi açıdan tarafsızdır.
Rawls, 'başlangıç konumunda; bir 'cehalet perdesi' ile örtülmüş halde, adalet ilkelerini tartışan insanların hayali bir tasvirini sunar. Bu insanlar; cinsiyetlerini, sınıflarını, dinlerini ve toplumsal konumlarını bilmezler. Her kişi bir toplumsal sınıfa mensuptur, ancak onlar zeki mi yoksa kalın kafalı mı; güçlü mü yoksa zayıf mı olduklarını veya hatta hangi ülke veya çağda yaşadıklarını bile bilmezler. Bilim ve psikoloji kanunları hakkında da sadece belli temel bilgi seviyesine sahiptirler. Bu neredeyse mükemmel cehalet durumunda, bir toplum olarak içinde yaşayacakları şartları tanımlayacak ilkeleri oybirliğiyle belirlemeleri gerekmektedir. Bu süreçte, rasyonel kişisel menfaat tarafından teşvik edilmektedirler: Her biri kendisine, kendi seçtiği iyi hayat anlayışını gerçekleştirmeye yönelik en iyi imkanları sağlayacak ilkeleri araştırır.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Pragmatik ekonomik hedonizm
Posner, mahkemelerin çetin davaları çoğu zaman toplumun malvarlığını maksimize eden bir sonucu seçerek karara bağladığını iddia eder. "Malvarlığı maksimizasyonu" ile Posner, malların ve diğer kaynakların onlara en çok değer veren yani onlara en çok parayı vermeye razı (ve verebilen) insanların elinde olduğu bir durumu ifade eder.
Haklar kuramı
Aşağıda gösterilebileceği gibi üçü arasındaki fark kayda değerdir. Mağdurun acısı (bu hak temellidir) yüzünden işkenceye karşı olabilirsiniz ( l ) : İşkencenin işkence edileni alçaltması (ödev temelli) yüzünden işkenceye karşı olabilirsiniz (2) veya işkence ancak ilgili taraflar dışındakilerin de menfaatlerini olumsuz olarak etkiliyorsa, o zaman bu eylemi kabul edilemez olarak görebilirsiniz (faydacı amaç temelli) (3).
Hukuk-Felsefe
Ancak sorun, herhangi bir insan hakkı ihlalinin Birleşmiş Milletler tarafından konulan yaptırımları veya NATO veya başka ülkelerin gittikçe yaygın hale gelen askeri müdahalelerini meşru kılıp kılmayacağıdır. Ekonomik ve sosyal hakların ihlali böylesine bir ulusal egemenlik ihlaline imkan verir mi?
Hukuk-Felsefe
İki etiğin ayrımını anlayan insan diğer etiği inşa eder.
İki etik ilke - iyi yaşamak ve iyi bir yaşama sahip olmak - farklıdırlar. İyi bir yaşama sahip olmadan iyi yaşayabiliriz: Kötü talih, aşırı yoksulluk, ciddi bir adaletsizlik, fena bir hastalık veya erken bir ölümden dolayı zarar görebiliriz. Hayat mücadelemizin değeri, belirteç niteliğindedir; mücadelemizdeki değer, ortaya çıkan yaşamın iyiliğine veya bunun tesirine ilişkin değildir. Bu yüzden aşırı yoksullukta yaşayıp ölenler buna rağmen iyi yaşayabilir. Ancak yaşamınızı iyi yapmak için yeterince çalışmazsanız kötü yaşamış olursunuz.