Profesör Kamile Şevki Mutlu, Mustafa Kemal'le buz yüzeydi. Yanağına dokundu. Okşadı.
Kadınları özgürleştiren adam, ölümünden 15 yıl sonra bir kadın tarafından yanağı okşanırken uğurlanıyordu. Pek çok özelliği gibi bu da dünya tarihinde ilk ve tekti.
Profesör o an neler hissetti dersiniz?
"Bir an için sanki konuşacakmışız gibi hissettim" diyecekti.
Profesör Mutlu pamuk tabakasını yavaşça kaldırdı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün buzu ortaya çıktı.
Hiç bozulmamıştı.
Teni bronzdu.
Altın saçları rengini kaybetmişti.
Kalın kaşlarından birkaç tel kopmuştu...
Sol göz kapağının üstüne düşmüşlerdi.
Sakalı hafif uzamıştı.
Ince dudakları yapışıktı.
15 sene önce Dolmabahçe'de yatağında uyur gibiydi.
Salih Bozok kanlar içinde yerde yatıyordu. Kalbine dayamış, tetiğe basmıştı. Saat 9'u beş geçe Mustafa Kemal'in başucundaydı. Elini öpmüş, hiç konuşmadan odadan çıkmış, alt kata, kendi odasına gitmiş, her daim belinde taşıdığı beylik tabancasını çekmiş, soğuk namluyu iman tahtasına dayayıp, tetiği çekmişti.
Ölmedi Salih... Kurtarıldı. Canlı cenaze gibi yaşamaya devam etti. Canından çok sevdiği Mustafa Kemal'iyle gidememişti. Evinden çıkmadan anca iki yıl devam edebildi. Mermiyle delemediği kalbi, kahrından kendi kendine durdu.
Ömründe ilk defa canı "enginar" çekti.
Istanbul'da bulmak mümkün değildi, Hatay'a telgraf çekildi.
Yetişmedi, yemek kısmet olmadı.
8 Kasım, artık kendinde değildi.
Bir ara basını sağa çevirdi, "aleykumselam" dedi.
Son kelimesi buydu.
Aleykumselam.