Bir insana her sabah günaydın demek, her gece iyi geceler demek bir ritüeldir. Ve başlangıçta bu heyecan vericidir. Zaman geçtikçe her şey gibi bu heyecanlar da solar. Bir çiçeğin her gün kokmasından bile sıkılır insan . İnsan böyledir. Mükemmele bile tahammül edemez. Çünkü devinimsel ve kinetik varlıklarız hepimiz
İhanet, yalnızca sevişmekle sınırlı bir olgu değil.
Herkes aynı cümlelerle sevemezsin. Bu ihanettir.
Aynı şiiri iki farklı insan okuyamazsın, bu ihanettir.
Aynı şarkıyı birden çok insana hediye edemezsin , bu ihanettir.
Seviyorum deyip zihninde başkasının var olması ihanettir...
Bir insana ya da bir olguya hayatın bir yerinde muhakkak mağlup olacağız.
Dünya modern bir savaş arenasıdır. Ve yaşıyor olmak savaşmayı göze alabilmektir. Yenilmekten korkma düşmekten korkma korkmaktan bile korkma. Sırtında kimsesiz ve unutulmuş bir sen olsan da korkma.
Çünkü kaybetmenin de vahşi bir tadı var. Bunu hep mağlup olmam diyerek çıktığı yolda, yenilgisi ile kol kola eve dönenler iyi bilir. Bunu gece uyumadan önce yastığının kuru tarafını çevirmek zorunda olanlar iyi bilir. Bunu kan ter içinde uykusundan uyananlar iyi bilir. Bunu bir gün sen de iyi bileceksin.
" Zaman en muktedir öğretmendir öğreneceksin öğretecek" belki yumuşak tatlı bir dille belki kafana vura vura ama muhakkak...
Ben her zaman derim ki , bir yerlerde birisi bir şey kaybedecekse, birisi mağlup olacaksa en iyi ben kaybeder, ben mağlup olurum.
Çünkü kaybetmenin vahşi bir tadı var insanı kamçılayan.
İnsan sevdiği şeyler için emek harcar, emek harcadığı şeyleri sever der , Erich Fromm Sevme Sanatı kitabında.
Emek verdiğimiz şeylerin bir yerden sonra çıkmaz sokağımıza dönüşüyor oluşu da biraz bundandır.
Psikolojide , Concorde Yanılgısı diye bir olgu var . Emek verilen şeylerden zarar verdiği halde vazgeçememek diye kısaca özetleyebiliriz.
Biliyoruz hepimiz yaşadık yaşıyoruz bunu mutlu olmadığımız uzun süreli ikili ilişkilerimize bize zarar verdiği halde bitiremiyoruz ya hani tam olarak o.