Keyifle okuduğum bir kitap oldu benim için. Doksanların belki seksenlerin de nostaljisini içinde barındırdığı, Hababam Sınıfı'ndan ortak paydalar bulabileceğimiz nüansların olduğu, ebeveynlere çocuk, çocuklara ebeveyn gibi yaklaşarak birbirlerini anlama imkânı sunan didaktik bir eser. Yazar, mektup türünde yazdığı bu eserinde, yetişkinlere çocukların gözünden bakmak için kendini çocukların yerine koymuş. Bu şekilde ebeveynlere çocukları anlama rehberi hazırlamış bir nevi. Ahmet ve Zeynep adındaki iki çocuğun kaleminden çıkan, ebeveynleri, öğretmenleri, çocuklar anlamaz diye onlardan gizlenen önemli olayları çoğu kez mizahi bir üslupla eleştirdiği, aynı zamanda okulda, arkadaş çevresinde gerçekleşen olayların anlatıldığı bu mektuplaşmaları okumak çoğumuzu yaşadığı okul yıllarına, çocukluğumuzdaki o nostaljik anlara götürüyor. Çocukların kalemiyle birbirine aktardığı hikâyelerde dramdan mizaha bir sürü duygu geçişi yer alıyor. Tabii okuruna da zamanda yolculuk yaptırıyor. Kitapta beni en çok etkileyen kısım ise çocuklara yönetilen ''Babanızın yerinde olsaydınız ona ne ceza verirdiniz?'' sorusuna verilen cevaplardı. Bu sorulara verilen cevaplar çocukların geldiği aile yapısını da ele veriyor. Gecekondudan gelen çocuklarla modern diye tabir edilen aile yapısından gelen çocukların cevapları aile içinde gördükleri görgü ve eğitimin ayrımını çok iyi yansıtıyor. Gecekondudan gelen çocukların cevapları babalarını cezalandırma noktasında çok ağır ve şiddet içerikli iken, yaşayış şartları daha normal olan çocukların babalarını cezalandırma yöntemi daha insani. Bu kitabı çoğunlukla her ebeveyn, yetişkinler ve öğretmenler çocukları gözünden okumalı.