kanıt olmazsa adaletsizliği cezalandıramazlar. üstelik kanıta benzer bir şeyler bulduklarında, kanunlardan aldıkları o büyük özgüvenle -kaç kişi olduğu fark etmez- insanları ölüme yolluyorlar.
bu dünyada, hem nefret ettiğim hem de sevdiğim seni kaybettiğime göre, ben şimdi nasıl yaşayabilirim? böyle yaşayan bir ceset olarak yıllarca hayatta kalmanın ne anlamı var ki?
nefret edilesi, nefret edilesi ve yine de sevgili, sevgili Michiko. ahh, Michiko!
özlediğim Michiko. aşkımız için hayatımı ortaya koydum. benim hayatım. benim her şeyim! o sensin.
sen bu dünyada benimle oynadın. evet, bu genç kalbimi hiç tereddüt etmeden yaralayıp parçaladın ve içimde aşk ateşini yakıp tam anlamayla oyuncağın yaptın.
insan denilen varlık, hiçbir zaman tiyatro sevgisini kaybetmemiş gibi görünüyor. bu yüzden bazı insanlar halkı şaşırtmak, herkese adını duyurmak için son derece büyük suçlar itiraf ederler. elbette ki şöhret uğruna hayatlarını ortaya koymadıkları için sonuç olarak mahkemede o suçu reddederler. aslında sonunda mahkemeye çıkarıldıklarında o itirafı tersine çevirebileceklerini zaten biliyorlardır.
bu suçluların çoğu, çeşitli küçük suçlar işlemiştir ya da birinin canına kastettiği bir başka suçu olup o suçtan kurtulamayacağını anlayan kişilerdir.
...büyük bir suç işleyip onu örtbas etmek
için işledikleri bir başka küçük suçu itiraf ederler. böylece o küçük suçlardan dolayı hapse girerek diger büyük suçun kovuşturulmasını önlemeye çalışırlar. bu durumda da tabii ki gizlemeye çalıştıkları suç, itiraf ettikleri suça göre çok
daha büyüktür.