Bir fabrika düşünün ki hem toplu iğne yapacak hem ayakkabı yapacak, hem bilgisayar yapacak hem uçak yapacak. Ribozomlar da birbirleriyle alakası bile olmayan maddeleri imal ediyorlar. Bu imalatı, kendilerine verilen kalıba uygun olarak yapıyorlar. Bu üretim yapılırken hata payı sıfırdır. Yani yüzde bir, binde bir hata değil, milyonda bir bile hata kabul etmeyen bir intizam, bir incelik vardır işin içinde.
Fabrika kendisine gelen kalıba göre, üretime başlıyor. Ancak gelen kalıbın, hücre zarı tarafından fabrikaya verilen bilgilere uygun olması ve yapı taşlarına oturması gerekiyor. Yapı taşlarına amino asit diyoruz. 20 bin çeşidi vardır. O amino asitler hücre zarından gelen bilgiler çerçevesinde fabrikaya alınmışlardır. Bunlar o 15-20 binlik kalıbın içerisine gelip hepsinin belirli yerlere oturması lazımdır. Belirli yere oturmayan, yanlış yere gelen bir amino asit olduğu takdirde üretilen madde bize fayda yerine zarar verir. Son derece dakik ve hata kabul etmeyen bir sistemle çalışmaktadır. Bunun için her amino asidin bir jandarması vardır. O jandarma gelir ve o amino asidin elinden tutarak kendisine ait olan yere oturtur. Onu oturttuktan sonra sırasıyla ikincisi gelir ikinci bir jandarma eşliğinde ve ikincinin yanına monte edilir. Bu şekilde 15-20 bin amino asidin yanyana monte edilmesiyle o madde yapılmış olur. Bu maddede noksan ve fazla hiçbir şeyin olmaması gerekir. Bu büyük bir risktir. Yapılacak en ufak bir hata insan hayatını etkilemektedir. İşte bu noktada hücre, riski göze almıyor. Her ne kadar imalatın sağlam olduğunu bilse de bünyesindeki mevcut atölyelerde bu maddeler kontrol ediliyor. Bu atölyeler 15-20 bin maddenin hepsinin yerli yerine oturduğuna, en ufak bir hatanın olmadığına karar verirlerse, o zaman o madde kullanılmak üzere ya hücrenin belirli