Birinin söylediği bir şey yüzünden acı çekiyorsam bundan ancak acıya başka türlü bakarak kurtulabilirim; yani dikkatimi karşımdaki kişiyle aramdaki farklılıklara değil, benzerliklere vererek. Karşımızdaki kişiyle benzeştiğimizi hissettiğimizde ezen-ezilen, üstün-aşağı mekanizmasını kırarız. Olana yargılamadan baktığımızda kendimizde geliştirmek istediğimiz şeyi bir ayna gibi görürüz.
Bugünden itibaren hayata güveniyorum, hayatım bana sunduğu fırsatları yakalıyorum. Bugünden itibaren hatalarımı kabul ediyorum. Hataların, değişimin bir parçası olduğunu biliyorum. Bugünden itibaren düşündüklerimi hayatıma çekiyorum; pozitif düşünürsem hayatıma pozitif şeyleri çekiyorum, negatif düşünürsem hayatıma negatif şeyleri çekiyorum. Bugünden itibaren önümde iki kapı olduğunun bilincindeyim. Bugünden itibaren gerçekte olduğum kişiyim…
Hiç kimse şansına inanan biri kadar şanslı değildir! Hayatta her insan acı ve hayal kırıklığı yaşar ama dikkat edecek olursan hayata karşı pozitif bir tutum içinde olan kişilerin şanslı olduklarını görürsün. 
Kısacası, günlük hayatta içinde bulunduğumuz iki hal söz konusu: korku ve sevgi. ‘Korku’ bir körlük ve otomatizm halidir; ‘sevgi’ ise bir bilinç, sonsuzluk ve birlik halidir. ‘Sevgi’ sadece şimdide ortaya çıkar ve sunacağı çok şey vardır. ‘Korku’ ise ya geçmişin etkisindedir ya da gelecekte yaşanabilecek bir yoksunluğun kaygısındadır. ‘Korku’ hiçbir şey değildir, sadece zihnin bir uydurmasıdır. 
Hayattaki gerçek hatalar sürekli olarak tekrarladıklarımızdır, diğerleri öğrenmek için eşsiz birer fırsattır. Başarısızlıktan korkma, zira başarısızlık başarının habercisidir.