Çoğumuz,sanki yaşayacağımız iki hayat varmış gibi yaşamaktan kendimizi alamayız: biri taslak olan, diğeri tamamlanmış hâli; üstelik arada bir sürü başka versiyon daha var.
Oysa sadece bir tane var.
Ve farkına varmadan, kalbin yıpranır; bedenine gelince, bir noktadan sonra artık kimse ona bakmaz,hatta yanına yaklaşmak bile istemez.
Şu anda acı var.
Acıya imrenmiyorum.
Ama senin acına imreniyorum.
Geldi.Gitti. Başka hiçbir şey değişmemişti. Ben değişmemiştim. Dünya değişmemişti.
Yine de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Geriye kalan tek şey, düş kurmak ve tuhaf bir hatırlayıştı..
“Ben de senin gibiyim,”dedi. “Her şeyi hatırlıyorum.”
Bir an durdum. Eğer gerçekten her şeyi hatırlıyorsan, demek istedim, ve eğer gerçekten benim gibiysen…O zaman yarın gitmeden önce, ya da taksinin kapısını kapatmak üzereyken, herkese veda etmişken ve bu hayatta söylenecek tek bir söz bile kalmamışken…O zaman, sadece bir kez, bana dön. Şaka yollu bile olsa, ya da sonradan aklına gelmiş gibi- birlikteyken benim için her şey demek olan o şeyle- eskiden yaptığın gibi yüzüme bak, gözlerimin içine bak, ve bana kendi adınla seslen.