Birden şunu fark ettim: Zaman bize ait değil.
Hep ödünç yaşıyoruz.
Ve zaman verdiğini geri almaya karar verdiğinde,
buna en az hazır olduğumuz anda gelir.
Üstelik daha fazlasına en çok ihtiyaç duyduğumuzda…
Onun harekete geçmesini mi istiyordum?
Yoksa, ikimizin de bu küçük Ping-Pong oyununu sürdürmesi şartıyla,
bir ömür boyu özlemeyi mi tercih ederdim:
bilmemek, bilmememek, bilmemememek?
Sadece sus.
Hiçbir şey söyleme.
Ve eğer “evet” diyemiyorsan,“hayır” da deme-“sonra”de.
İnsanların “evet” demek isterken “belki” demesi,
ama aslında “hayır” sandığını umması bundan mı?
Oysa demek istedikleri tek şey şudur:
Lütfen… bir kez daha sor bana.
Ve ondan sonra bir kez daha.