Derda ağlıyordu. Neden bilmiyor, ama ağlıyordu. Belki yıllardır yalnız olduğu için. Belki kendisi de insanlara bakıp ben buradayım, siz neredesiniz, dediği için. Belki de sadece yalnızken ağlayabildiği için.
Çünkü Derda'nın en büyük sırrı, hayatta yapayalnız kalmış olduğuydu...Oysa yürüyüşünden bile belli oluyordu. Ellerini cebine sokuşundan. Boynunu bükmesinden. Her adımında yere sürten ayaklarından. Yetişecek hiçbir yeri yokmuş gibi yavaşlamasından. Bazen de, her şeye geç kalmış gibi hızlanmasından.