Alaycı bir sesle sordu: "Nasılsın?" — Cevap verdim: "Sen serbest değil misin, dilediğini yapmıyor musun? İyiyim, fenayım, sana ne bundan?"
Kapıyı vurdu, gitti, arkasına dönüp bakmadı bile. Bu dünyanın insanlarıyla, dirilerle nasıl konuşulduğunu unutmuşum herhalde.
Hastalık bende yeni bir dünyanın doğmasına sebep olmuştu.
Sağlıklıyken tasarlanamayacak hayaller, renkler ve arzularla dolu bir dünya idi bu. İçimde tarifsiz bir keyif ve ıstırapla bu masalları yaşıyor, kendimi tekrar çocuk hissediyordum. Hatta şimdi şunları yazarken gene o duygularlayım, o yaşantılar su âna bağlı, geçmişin malı değil.
İkinci gece, ilk geceki gibi, aynı yerde kuru toprakta yattım. Ertesi geceler de öyle, elimden bir şey gelmedi. Hâsılı, uzun süre, odanın bir ucunda kuru toprakta uyudum. Kim inanır? İki ay, hayır, iki ay dört gün, onun uzağında hep yerde uyudum, ona yaklaşmaya cesaret edemeden.