Bir Kibritle Yok Olmak çok akıcı bir kitaptı. Zaten bu tarz hikayelerde geçmişi ve günümüzü okumayı seviyorum. Karakterlerin daha önde tanışmış olması hikayeyi daha da derinleştiriyor. Geçmiş sahneleri peş peşe olmayıp aralarda da olabilirdi, yine de böyle ilerlemek olayları netleştirdi
Bu kitapta başrolde Barut vardı ve ikinci kitapta Talia’yı daha da yakından tanımak istiyorum. Aralarında konuşulmamış çok fazla şey var Romantizm açısından da beklentim artıyor
Kitapta gözüme çarpan şey, betimleme eksikliğiydi. Talia dışındaki kişilerin dış görünüşleri biraz yüzeysel kalmış gibi hissettim. Belki okumayanlara garip gelecek ama kitapta özellikle bazı kritik yerlerde betimleme eksikliği vardı.
Mesela, erkek karakterin onun insanlarla etkileşimini etkileyen bir yarası var. Kitabın hemen başlarında öğreniyoruz bunu, spoiler değil o yüzden. Ama bu yara betimlenmiyor. Karakterin elini yüzüne atıp da yaraları hissettiği bir an, aynaya bakıp da yaranın nerden nereyi kapladığını öğrendiğimiz bir sahne olmadı. Uzun süre kadın karakterin bakış açısından okuruz o yüzden şu an geçmiyor sandım ama kitap 300lere gelince insan eksikliğini hissediyor. Belki ufak bir şey ama karakter gözünüzde canlanmıyor
Askeri kurguları seviyorsanız, kalabalık yan karakterlerle dolu tim muhabbetine benim gibi bayılıyorsanız Bir Kibritle Yok Olmak’a bakabilirsiniz Bu timde potansiyel bazı çiftler vardı ve neyse, susuyorum