Öncelikle profilimdeki ilk inceleme beni büyük hayal kırıklığına uğratan bu kitap hakkında olacak, diğer arkadaşlar gibi üstten bakan, filozof vari bir yorumla değil, standart bir okuyucu olarak yorum yapacağım. Kitabın konusu, karakterlerin yaratıcılığı ve aykırılığı, anlatılmak istenen konunun yeniliği gibi dönemine göre mükemmel ve bir o kadar da farklı bir hikayenin, yazar tarafından böyle hiç edilmesi ya da çevirmen tarafından böyle karmaşık çevrilmesi (kitabın orijinal dilindeki halini bilmediğim için çevirmen detayını da eklemek istedim) bende fazlasıyla büyük bir hayal kırıklığı yarattı. "Gençliğini tabloya hapseden yakışıklı" tasvirinin altında daha dolu dolu bir hikaye beklerken yazarın hikayeye değil, ahlaki ve felsefi konulara (çıkmamaya yemin etmişçesine, sayfalarca anlatarak) girmesi, hem mümkün olduğunca aykırı ve ahlaksız karakterler yaratıp hem de bu karakterlerin düşünce yapılarını felsefi düşünce ve cümlelerle desteklemeye çalışması kitabı okurken beni boğdu boğdu, duvara attı adeta. 280 sayfalık kitabın, en az 100 sayfasını Lord Henry denen tuhaf adamın saçma sapan felsefi cümleleriyle doldurmak yerine, Dorian'ı, içinde bulunduğu bunalımı, çıkış yolu arayışını, güzelliği ve vicdanıyla olan savaşlarını anlasaydı da kitap bitince "ben ne okudum ya, nasıl kusursuz bir aklın ürününü elimde tutuyorum şu an" diye düşünebilseydim, tam olarak yazardan beklediğim böyle bir kitap içeriğiydi, beklentimi asla karşılamadı. Hayatın felsefesi hakkında bir karakterin yorum ve düşüncelerini okumak isteyen herkese tavsiye ediyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim