ve insan hiç kimseye etrafındaki hiçlik üstüne hiçliğin ve yine hiçliğin, bu sürekli sadece masa ve yatak ve leğen ve duvar kâğıdı ve bu suskunluk, yüzüne bakmadan yemeği içeri iten hep aynı gardiyanın, hiçliğin içinde deli edene kadar o şeyin etrafında dönen hep aynı düşüncelerin insanı içten içe nasıl yiyip bitirdiğini açıklayamaz, anlatamaz.
ama düşünceler bile her ne kadar temelsiz görünse de bir dayanak noktasına ihtiyaç duyar, yoksa onlar da döne döne ve mantıksızca kendi etrafında uçmaya başlar; onlar da hiçliği kaldıramıyorlar. sabahtan akşama kadar bir şey bekleniyordu ama hiçbir şey olmuyordu. yeniden, yeniden bekliyordu insan. hiçbir şey olmuyordu. insan bekliyor, bekliyor, bekliyordu; düşünüyor, düşünüyor, düşünüyordu ta ki şakakları zonklayana kadar hiçbir şey olmuyordu. insan yalnız kalıyordu. yalnız... yalnız...