düşüncelerinin sığlığı; davranışlarının, oyunlarının, konuşmalarının aptallığı şaşırtıyordu beni. öylesine önemli şeylerden haberleri yoktu, öylesine etkileyici, öylesine şaşırtıcı şeylerden o kadar uzaktılar ki, elimde olmadan kendimi onlardan üstün görüyordum.
her insanın hatıraları arasında herkese anlatmadığı, yalnızca dostlarına açtığı şeyler vardır. ama dostlarına bile açmadığı, yalnızca kendine (o da sır olarak) açtığı şeyler de vardır. nihayet bazı şeyler de vardır ki, kendine açmaya bile korkar onları.
belki, benim ilgilenmeye değmeyeceğimi söyleyeceksiniz, o durumda benim size cevabım da aynı olabilir. şurada ciddi ciddi tartışıyoruz; beni ilgilenmeye değer bulmuyorsunuz, öyleyse ben de karşınızda eğilmeyeceğim. yeraltım var benim, o yeter bana.
her zaman sağlam kalacak olan, yani gizliden de olsa dilinizi çıkaramayacağınız, nanik yapamayacağınız sırça köşklere inanıyorsunuz siz. oysa ben, belki de kristal oldukları, hiçbir zaman yıkılmayacakları ve onlara gizliden de olsa dilimi çıkaramayacağım için korkuyorum onlardan.