ne var ki, başkalarını zehirleme isteğim de söndü: gece dolaşmaları sona erdi. artık benim pencerelerimin seyredilmesi söz konusu. Allahtan birinci kattayım. fakat belli olmaz; belki de altı metre boyunda biri vardır, benim bir zamanlar duyduğum öfkeyi içinde taşıyan. birden pencerede görünür ve bana hesap sorar. biliyor musunuz albayım ne olmalı? yeni bir gençlik yetişmeli: altı metre, dokuz metre, oniki metre boyunda. her biri bir kattan hesap sormalı. neden duvarınıza mısır püskülü astınız? ha-ha.
hayalimdeki günleri bile böyle küçük hesaplarla geçirdim işte albayım. aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeğe başladı; kurduğum hayaller, bir bekâr odasının dağınıklığına boğuldu. düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.