Ona çıkma teklif etmeyi göze alamamıştı. Hala telefon ve onunla konuşurken, tamamen alakasız biçimde, o uğruna ölme arzusu duydu içinde, zihninde kendini kahramanca feda ettiği görümler oluşup dağıldı. Onu öylesine çok, öylesine feci ve öylesine ümitsizce seviyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öte yandan Ruth’un uzaklığı kahrediyordu Martin’i. O kadar uzaktı ki, ona nasıl yaklaşacağını bilemiyordu. Kendi sınıfının kızlarıyla, kadınlarıyla son derece başarılıydı ama onların hiçbirine aşık olmamıştı; Ruth’a ise âşıktı. Üstelik o sadece başka bir sınıfa mensup olmakla kalmıyordu. Martin’in aşkı, kızı bütün sınıfların üstüne çıkartmıştı. Aralarında dağlar kadar mesafe vardı ve her âşığın yapması gereken şeyi nasıl yapacağını, ona nasıl sokulacağını bilemiyordu. Evet, bilgilendikçe, dillendikçe ona yakınlaşıyor, onun dilinden konuşuyor, onunla ortak fikirler ve beğeniler keşfediyordu; ama içindeki âşığın ıstırabını kesmiyordu bunlar. Aşkının hayal gücüyle onu fazlasıyla kutsallaştırmış, bedensel bir yakınlık kuramayacak ölçüde mukaddes ve ruhani kılmıştı. Onu uzaklaştıran ve kendine imkânsız görünmesini sağlayan, aslında Martin’in kendi aşkıydı. Arzu duyduğu tek şeyden, kendini aşkıyla mahrum etmişti.