Visar

Visar
Selamete nail olsun gökyüzümüz Rohan/ ipten ayrılmış biri, halletmeye çalışıyoruz
Mezopotamya'da kent devletleri arasındaki mücadeleler sonucu bir kentin yerine diğeri egemen oldukça ve erkek egemenliği iyice kurumsallaşmaya başladıkça, ataerkil aileyle ilgili yasalar da değişti ve giderek kadınlar açısından daha baskıcı ve sınırlayıcı bir nitelik kazandı.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mülkiyetin miras yoluyla babadan oğula geçmesini güvence altına alan ve dolayısıyla kadınların cinselliğinin denetimini erkeklere veren ataerkil aile kurumulaştı,yasalara geçirildi ve devlet güvencesine kavuşturuldu. Bu çerçeve içinde, kadınların cinselliği erkeklerin; cinsellikle babanın, sonra da kocanın malı olarak belirlendi ve kadının cinsel saflığı, (özellikle bekareti) üzerinde pazarlık yapılabilen bir ekonomik değere dönüştü. Bu durum fahişeliğin ortaya çıkmasına ve böylece, cinselliği ve doğurganlığı yalnızca bir tek erkeğe ait olan "saygın"kadın ile, cinselliği "herkese" ait olan fahişe arasında kesin bir ayrımın doğmasına yol açtı.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Havva'nın suçu yüzünden artık Adem ekmeğini ter döküp çalışarak elde edecek. Havva ise acılar içinde çocuklar doğurup yeni kuşakları yetiştirecektir. Burada dikkate değer olan nokta , verilen cezanın erkeğin "emeği"ni kahrılı bir yük haline getirmesine karşılık, kadının emeğini değil çocuk doğuran bedenini acı ve ıstıraba mahkum etmesidir. (19. yüzyılda doğum sırasında acıyı hafifletecek yöntemler ortaya atıldığı zaman çok dindar olduğu bilinen İngiltere Kraliçesi Victoria'nın kutsal kitabın emrine aykırı olduğu için bu uygulamaya şiddetle karşı çıktığı bilinir. Kadının yalnızca doğurması değil, acı çekerek doğurması gerek gerekmektedir!)
Sayfa 81·Kitabı okudu
Kur'an'da," kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlalarınızı dilediğiniz gibi ekin." "direktifi" verildiğinde Allah ile erkek arasında kadınların aradan çıkarıldığı bir iletişim oluşur. Erkek bu iletişimin öznesiyken kadın nesneleştirilir. Allah , erkek ile kadın hakkında konuşur. Müslüman toplumlarda kadının tecridi ve örtülmeye zorlanması yoluyla "korunması", erkek "tohumu"nun korunması kaygısıyla yakından ilişkilidir. Dalaney'in işaret ettiği gibi, bu kaygı , geçerli üreme teorisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir erkeğin gücü ve otoritesi, kısacası "erkek olarak değeri" onun can verme yetisine sahip olduğu varsayımına dayanır. Buna karşılık "onur"u , çocuğun kendi tohumundan olduğunu güvence altına alabilmesine bağlıdır. Bu da , karşılığında kendisine ait olan kadını (özellikle onun bedenini) denetleme yeteneğine dayanır. Görüldüğü gibi "tohum ve toprak" benzetmesi , ilk bakışta masum bir benzetme olsa bile çok güçlü ataerkil anlamlarla yüklüdür.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Başka bir deyişle bu bouhdiba ve Han gibi eğitimli yazarlar tüm insan yaratılışının bir sperm / tohum damlasında içerildiğine inanmaktadırlar. Aslında bu görüş yüzyıllar önce İmam Gazali'nin dile getirdiğinden farklı değildir. Gazali erkeğin boşanma sırasında Kur'an'ın 25. suresinin 54. ayetini zikretmesini ister: "İnsanı bir su damlasından yaratan Allah'a şükürler olsun."
Sayfa 73·Kitabı okudu