Son zamanlarda üstü üste o kadar iyi kitaplar okudum ki biraz şımarmış olabilirim. Ruh Eşi Denklemi’de kesinlikle onlardan biri oldu benim için. Aslında bu tarz bilim insanı temalı kitaplara canım Ali Hazelwood’dan dolayı ek bir toleransım olduğu doğru. Seviyoruz seksi akademik boysları orası ayrı…. Özgün bir konusu vardı açıkcası daha önce böyle bir kitap okumamıştım. Kitapların konusunu özet geçmek en nefret ettiğim kısım, o yüzden direk karakterler üzerinden sevdiğim veya sevmediğim şeylerden bahsedeceğim.
Jess kesinlikle harika bir anne, muhteşem başarılı bir kadın ve çok iyi bir arkadaştı he bir de aşırı vefalı bir torun. Hayatında herkes onu ya terk etmişti ya da yüz üstü bırakmıştı. Bundan dolayı ilişkilerden kaçması, hele kızı varken ilişkilere karşı temkinli olması çok normaldi. Jess’in iç konuşmalarını çok sevdim. Çünkü içinden geçirdiği her şey aslında bizim bu tarz kitaplarda okuduğumuz , aklı iki karış havada olan kitap karakterlerinden çok daha gerçekçiydi. Şimdi kimse yeni nesil psikologlar gibi yok bu sizin hayatınız kimseyi takmayın lafları bir kenara. Kendi hayatına alacağı kişi de kızını da düşünmesi çok iyiydi. Sevdiğim detaylardandı.
River ise gerçekten işine düşkün ve gerçekten duyguları konusunda çok net biriydi. Ayrıca aşşırı düşünceliydi. Jess’in hayatında ki herkese yaklaşımı çok nazikti bayıldımm.
Gelelim en sevmediğim kısma spoiler olacak burası, Allah aşkına hadi sizin eşleşme sonuçlarınız da yalan dolan yaptılar. Ve sen yıllardır bu iş için tüm etik kurallar çerçevesinde çalışan bir bilim insanısın. Anladık çok etkilendin sana konuşulan bu yalandan. Ama… kardeşim kız sana diyor ki rakamlar olmasa da bu benim umurumda değil. Sen kıza cevap vermiyorsun. Sebep? Bunun hayal kırıklığı ile zerre alakası yoktu. İşlerini hallet ama kıza da o an