merve

merve
@withmerv
يا سنين اللي راحتي ارجعلي
6/10
·276 syf.··
2023 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2023 19:24
Karakterimize ailede verilen, ya da verilmiş olmayıp sadece yansıtılan din eğitimi kesinlikle sağlam değildi. Tekkede yaşadıkları/yaşaması sadece zorunluluktan ya da onun için alışılagelmiş (bir gelenek gibi) davranışlar olup hiçbir anlam ifade etmiyordu. Bu yüzden buradan uzaklaşmak onun için biraz fazla kolay oldu. Ama hiçbir zaman yeni yaşamına da tam olarak ayak uydurabildiğini düşünmüyorum. Hep arafta gibiydi. Özellikle annesini kaybetmesinden sonra Edayla o boşluğu doldurmak istedi. Onu tekkede tutan tek şey annesiydi zannımca. Onu kaybettikten sonra onun için orada kalmanın bir anlamı kalmadı. Eda'ya aşık değildi. Saplantılıydı. Sırf kendisini sevmesi için adam öldürmeyi düşünecek kadar bozuktu kafası. Eda'nın ona biçtiği değer, kendisine biçtiği değer oldu. Belki de bu yüzden kendi değerini hiçbir zaman bilemedi. Sadece Eda'nın ona değer verecek olması umudu ile yaşadı. Sonu biraz saçma bitti bence. Yani "bu mu?" dedim. Kitabın ilk başları güzel ve heyecanlı gidiyordu ama sonuna doğru ve özellikle de sonunu okuduğumda kitap bir yere varamadan, anlatmak istediğini anlatamadan bitmiş gibi oldu.
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
~Spoiler İçerir~
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2023 01:23
Hikayemiz aşkından kendini ilme adayan, sevdiği kadının ilerlediği yolda kendisini desteklemesini bekleyen ancak olumlu bir geri dönüş alamayan, çıktığı bu yolun sonunda aradığı şeyi bulamayıp yaşamın ıstırabını çeken bir adamın hikayesi. Martin Ruth'u sevdi. Sevgisi gerçekten güzeldi, kendini onun yolunda ölüme götürecek kadar... Sevdiği kadının seviyesine erişmek istemesiyle beraber uzun bir yolculuğa atıldı ve tek başına birçok kişiyi gölgesinde bırakacak bir bilgiye ulaştı. Bu gerçekten inanılmaz bir başarı. Burjuva yaşamındaki merak ettiği o bilgili adamların aslında bildiği gibi olmadığını öğrendi. Kendini öyle bir bilgiye kaptırdı ki yeri geldi Ruth onu anlamadı. Ruth inatla Martin'deki bu dahiliği kabullenmedi. Hiçbir zaman kitapları konusunda onu desteklemedi. Bu en çok sinirimi bozan şey oldu. Martin'in bilgiye olan açlığı, kitap yazma şevki bir anda başlamasıyla beraber bir anda son buldu. Tüm bu yaptıklarını Ruth ile evlenmek, onunla güzel bir hayat yaşamak için yapmıştı ancak bu kesinkes başarıya ulaştığı zamanda onunla olmadığı için ne yapacağını bilemedi. Parayı anlamsız buldu. Sanırım bu daha önce farklı hayaller kuramadığı için oldu. Bir anda boşluğa düştü. Yalnızlık onu derin bir çukura sürükledi. Yazma sevgisi de bir anda tüm çabasını verdiği için çok geçmeden onun için anlamsız bir şeye dönüştü diye düşünüyorum. En sonunda yaşamın kendisi ona acı vermeye başladı. Kendini hiçbir sınıfa ait görmedi, eski yaşamına bir daha dönemedi çünkü artık kafa yapısı değişmişti. Üst sınıflar beklediği gibi değil, yapmacıklık ve kandırmacadan ibaretti. Üstelik onu kimse anlamıyordu. Böylelikle koca bir kayaya çarpan yalnız gemisinde kimsenin kendisini kurtaramayacağını düşündüğünden yaşam için çırpınmayı gereksiz gördü. Bana kalırsa Martin gittiği yerde yeni
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019135,3bin okunma
Spoiler!
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 10:36
Roman her ne kadar bir 'Aşk Romanı' olarak geçse de bu kesinlikle bir aşk romanı değil. İntikam ve nefretin bir insanda vücut bulmuş hali. Kimsesiz Heathcliff geldiği ailenin çocukları tarafından dışlanan/hor görülen biri. Ancak çocuklardan Catherine ile bir dostluk kuruyor ve bu dostluk ilerleyen zamanda bir aşka(!) dönüşüyor. İstediğini alamayan Heathcliff, Catherine başka bir adamla evlenince gözünü iyice hırs bürüyor. Bundan sonrası daha korkunç zaten. Ömrü yetse Catherine'in torunlarına dahi o boğucu/karanlık hayatı yaşatacağına emindim. Uğultulu Tepelerde öyle kasvetli bir hava vardı ki okurken benim içim daraldı. Bir an orada yaşadığımı düşündüm. Gerçekten korkunç. Heathcliff'in gördüğü zorbalık sonsuza kadar sürmese de onun intikamı ölene dek devam etti. Asla durdurak bilmedi ve böylece hayatı hem kendisine hem de etrafındakilere ve zorla etrafında tuttuklarına zehir etti. Heathcliff kesinlikle en nefret ettiğim, öldüğünde rahatladığım bir karakter oldu. Bana göre kitapta en masum olan karakter Hereton' du. Babasının ölümü üzere Heatcliff'in eline bir tutsak olarak düşmesi ve bilgili ve iyi biri olabilecekken Heathcliff'in uşağı olması onun için en kötü son oldu. Kitabın sonunda Catherine ile mutlu olmaları içime bir miktar su serpti. Bir an Heathcliff hiç ölmeyecek de uğultulu tepelere her gelen o kasvetli hayatı kusursuz bir döngü içinde yaşayacak diye korktum. Edgar'ın ölümü üzücüydü. Kızının Heathcliff'in eline düşeceğini bilmeden bir miktar hüzünle gitti. Uğultulu Tepelerdeki yaşam bana bir yerden çok tanıdık geliyor. İzlediğim bir diziden midir okuduğum bir kitaptan mı bilmiyorum ama kafamda çok iyi tasarlayıp onu yaşayabildim. Güzel sürükleyici bir romandı. ~~~~~ •Çocukluktaki dışlanma, o çocuğun gelecekteki hayatına %80 ihtimalle etki eder ve bu etki
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma