Korona virüs nedeniyle hemen hemen bütün toplumlar pandemi adı altında evlerine kapanıp diğer insanlardan uzak bir yaşam sürmeye başladı. Bu dönem süresince en çok duyduğumuz cümleler şunlar olmuştur: Kendimi buldum, hayata bakış açım değişti, gerçeklerimle yüzleşebildim, ne istediğimi buldum...
Bunlar hoş güzel şeyler tabi ki ama bunları gerçekleştirebilmek için illa bu pandeminin olması mı gerekiyordu? Neden önceki hayatımızda bunları yapamamıştık? Vaktimiz mi yoktu yoksa şartlar mı elvermiyordu? Neden?
Ben söyleyeyim. Bütün bunların sebebi sürekli bir beklenti halinde yaşamamızdır. Hep “Şu bu olsa yapardım.” cümlelerin arkasına saklanarak bir şeylerin kendiliğinden ayağımıza gelmesini veya “boş" zamanımızın olmasını bekliyoruz. Oysaki bu hayatta yapacağımız ilk şey kendimizi tanımak ,iç sesimizi, ne istediğimizi ve ne yapmamız gerektiğini bulmaktır. Karantina süreci bu sorulara biraz da olsa cevap bulmamıza yardımcı oldu çünkü insanlardan uzak, kendimize yakın kaldık. Sürekli içimize attığımız ve orada biriken sorunların, isteklerin, duyguların çığlıklarını duymaya başladık. Onlar hiçbir zaman susmadı. Sadece dış dünyanın gürültüsünden dolayı duyamadık ya da duymak istemedik. Çünkü isteyen herkes iç sesini duyabilir. Herkesin içindedir.-Mahatma Gandi
Peki bu süreç bittikten sonra eski yaşantımıza geri mi döneceğiz? Hayır! Bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Artık o bizi kendimizden alıkoyan şeylere karşı direnç göstereceğiz. Kendimize en fazla vakti ayıracağız ve dinleyeceğiz, sadece iç sesimizi dinleyeceğiz.