Sema malay

Sema malay
@withsemalay
Öğrenci
Mersin
2004
16 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
bu yerde,bu zamanda,bu yaşımda kayboluyorum "bu" olan her şeyden uzaklaşmak istiyorum arayışını her daim hissettiğim "bu" larda yaşamak istemiyorum gerçekten uzak mıdır zaman bulmayı umduğum "şu" lara varmanın ya da barındırır mı arzu ettiklerimin beklentisini
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dostoyevski'ye mektup
‘'Ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım.’’ Sevgili Dostoyevski, Hala aynı yerdeyim, bıraktığın, ezdiğin, ezilmeme izin verdiğin, hapsettiğin yerde; içinde bir yerlerde. Unutmuş olabilirsin diye hatırlatmak istedim sadece. Ki öyle de zaten. Unuttun beni. Unutmuş olmasan kırk yıldan fazladır devam eden çığlıklarıma, feryatlarıma, sahibi tarafından terk edilmişlik duyguma, kabullenilmeyen bir kişi olma durumuma ve bundan çektiğim azabıma kayıtsız kalmazdın. Kimi kandırıyorum ki? Sen de biliyorsun unutmadığını, bu söylediklerimin yalan olduğunu. Kendimi avutmamdan ibaret bu cümleler; yalnızlığı kovma, hayatta kalma mücadelem. Sana ne kadar söz söylesem boş şimdi. Nasıl bir yerde yaşadığımı, nasıl hayatta kaldığımı anlatırsam inanmazsın; sözcükleri süsleyip abarttığımı zannedersin. Oysa anlayanlara sözcüklerle her şey anlatılabilir; sözcüklerle, ruhen bir insan yaşatılabilir de öldürülebilir de kolayca. Tıpkı senin bana yaptığın gibi. Ne mi yapmışsın? Onlarca insanın bana acımalarına, gururumu incitmelerine sebep oldun, beni hapsettin buraya ve terk ettin. Aman ne yeraltıymış yine abartıyorsun der gibisin. Tamam gel sen de bir günlüğüne yaşa benimle birlikte yeraltında. Çünkü insan yaşamadığı şeyi, o durumda olan kişinin hislerini tam olarak anlayamaz. Gel hadi bakalım yazarken hiç de o kadar kötü gözüktüğünü düşünmediğin ancak insanın kendini defalarca öldürmek istediği, bir şekilde yaşama tutunduğun yere, yeraltına. Kırk yıldan fazladır açılmayan kapı sen geldin diye açıldı. Acaba dışarıdan mı kilitliydi de açamadım yoksa hiç mi açma teşebbüsünde bulunmadım, hatırlamıyorum. Hatırladığım bir şey varsa o da buradan çıkışımın mümkün olmayacağıydı. Görüyorsun tek göz oda sadece ama verdiği azap koskocaman. Kapkaranlık oda, duvarlar
Pandemi Süreci
Korona virüs nedeniyle hemen hemen bütün toplumlar pandemi adı altında evlerine kapanıp diğer insanlardan uzak bir yaşam sürmeye başladı. Bu dönem süresince en çok duyduğumuz cümleler şunlar olmuştur: Kendimi buldum, hayata bakış açım değişti, gerçeklerimle yüzleşebildim, ne istediğimi buldum... Bunlar hoş güzel şeyler tabi ki ama bunları gerçekleştirebilmek için illa bu pandeminin olması mı gerekiyordu? Neden önceki hayatımızda bunları yapamamıştık? Vaktimiz mi yoktu yoksa şartlar mı elvermiyordu? Neden? Ben söyleyeyim. Bütün bunların sebebi sürekli bir beklenti halinde yaşamamızdır. Hep “Şu bu olsa yapardım.” cümlelerin arkasına saklanarak bir şeylerin kendiliğinden ayağımıza gelmesini veya “boş" zamanımızın olmasını bekliyoruz. Oysaki bu hayatta yapacağımız ilk şey kendimizi tanımak ,iç sesimizi, ne istediğimizi ve ne yapmamız gerektiğini bulmaktır. Karantina süreci bu sorulara biraz da olsa cevap bulmamıza yardımcı oldu çünkü insanlardan uzak, kendimize yakın kaldık. Sürekli içimize attığımız ve orada biriken sorunların, isteklerin, duyguların çığlıklarını duymaya başladık. Onlar hiçbir zaman susmadı. Sadece dış dünyanın gürültüsünden dolayı duyamadık ya da duymak istemedik. Çünkü isteyen herkes iç sesini duyabilir. Herkesin içindedir.-Mahatma Gandi Peki bu süreç bittikten sonra eski yaşantımıza geri mi döneceğiz? Hayır! Bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Artık o bizi kendimizden alıkoyan şeylere karşı direnç göstereceğiz. Kendimize en fazla vakti ayıracağız ve dinleyeceğiz, sadece iç sesimizi dinleyeceğiz.
1000Kitap