Sema malay

Sema malay
@withsemalay
Öğrenci
Mersin
2004
16 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Kızıl Veba eleştiri
Puan vermedi·127 syf.··
2020 25. kitabı
‘’On bin yıllık kültür ve uygarlık bir anda, dalgalardaki köpükler gibi uçup gitti.’’, ‘’Herkes yalnız kendi canını düşünüyordu artık.’’ Adeta mahşerin bir ön gösterimi gibi ama sonsuza kadar tekrar edecek olan bir mahşer. İnsanın insana ve doğaya muhtaç olduğu ama insanoğlunun bunu kabullenmek istemediği bir çağda gözle bile görülemeyen küçücük bir virüs insanoğlunu bu duruma düşürüyordu. Milyonlarca yıl süren ve sonsuza kadar da sürecek olan insan ve doğa savaşında insanoğlu doğayı yendiğini ve onu boyunduruk altına aldığını zannetmiştir. Hiçbir gücün insanı ve insanın oluşturduğu sistemi yıkamayacağını, o güce karşı da yıkılamaz dediği uygarlığının teknolojisi, bilimi ve silahlarının kullanılabileceğini ve yine en sonunda insanın galip geleceğini iddia eder durur. Ama ne yazık ki bütün bunlar büyük bir yanılgıdan ibarettir. 2012 yılında kızıl veba diye adlandırılan bir virüsün gelişiyle bu yanılgının farkına varıyoruz. Bu virüs beş on dakika içinde insanın vücudunu kızıla boyayarak kendini belli ediyor ve daha o öldürmeden insanın zihnen kendini ölü saymasını sağlıyor. ‘’Yaklaşma bana. Artık ölü sayılırım.’’ Bu virüsten uzaklaşmak ve kendini izole etmek isteyenler bir kaçış yolu arıyorlar. İlk önce kendilerini duvarların arkasına saklıyorlar ama o çok güvendikleri kalın duvarlar onları koruyamıyor. Daha sonra ise hükmettiğini ve muhtaç olmadıklarını zannettikleri, geldikleri ilk ve gidecekleri son yer olan doğaya yönelmişlerdir. Virüsten kaçmak isteyen kişiler arasında baş kahramanımız Profesör Smith de yer almaktadır. Ancak ne yazık ki yol boyunca Profesör Smith hariç diğer herkes ya ölüyor ya da bu düzensizlik ve kargaşa içerisinde vahşileşen kişiler tarafından öldürülüyorlardı. Yola tek başına devam eden Smith tek bir insan bile bulamıyor ve üç yıl
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Yalçın Yayınları · 201747,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dostoyevski'ye Mektup
Puan vermedi·140 syf.··
2020 24. kitabı
Sevgili Dostoyevski, Kitaplarını okurken çokça düşündürdüğün ve çıkışı olmayan çelişkiler çukuruna attığın (yeraltına mı demeliydim?) bir okuyucun yazıyor şu an sana. Okuduğum eserlerinde sürekli bir varoluşsal sancı içerisinde, birbirine zıt düşünceleri ve davranışları olan ve bütün bunlardan uzağa, ne kadar istese de kaçamayan kişiler görüyorum. Bunu bana en net şekilde gösterdiğin, derdini hiçbir olayın arkasına gizlemeden bizlere söyleyen ve bunu bize hissettiren Yeraltından Notlar adlı eserindeki kahramanın, Yeraltı Adamı. Bu kendiyle çelişen, ne kadar bizi dost olarak görmese de aynı sorunları günümüzde biz de yaşadığımız için bir dert ortağı ve dost edindiğimiz yeraltı adamı hayatın içinde bir fonksiyonu olduğuna inanmaz ve kendini bu açıdan sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, onu kendi iç dünyasına yani yeraltına inmesine neden olmaktadır. Yani yeraltı adamımız iç sesini dinlemeye başlamıştır. Ama ne yazık ki bir türlü huzuru bulamamıştır. Oysaki ben insanların iç sesini dinlemesinin onlara huzur getireceğini ve yönünü kolayca bulmalarını sağlayacağını zannederdim. Ama ne yazık ki sen beni bu konuda şüpheye düşürdün yeraltı adamınla. O kadar çelişki içinde ki fikirler, ne kadar basit de olsa karmaşık gösterdiğin olaylar, sorunlar, kendini bir haşereden ibaret hatta daha alçak görmeler... Bütün bu olumsuz şeylere zıt olarak da kendini diğer insanlardan farklı, hür ve zeki olduğunu iddia etmesi peki? Bu kadar hür ve zeki ise neden hala mutsuz. Güya adamımız kırk yıldır yeraltında. Hani nerede huzur? Hani nerede insanın kendine olan saygı ve sevgisi? ‘’ Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır.’’ ‘’Kendime saygı göstermediğim içindir herhalde. Her şeyi anlayan bir adam kendisine nasıl saygı duyar.’’ Çünkü farkında olmak, bilmek ama
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,8bin okunma
Boş kağıtları kendiniz için doldurun.
10/10
Hiçlikte yaşıyoruz. İnsanoğlu hala neden yaşadığını bilmemektedir.Hep bir level atlamak daha iyi bir yere gelmek için kendilerinden fedakarlık etmekteler.Bazı kimseler de önlerine konulan kağıtlara hiçbir şey çizmeden buruşturup çöpe atmaktadır.Ama hiç düşünmüyorlar ki o kağıtlar bir gün tükenecek. İvan İlyiç'te bu kimselerden.Avukatlığı mı yoksa para,mevki,anılmak arzusunu sevdiğinden midir bilinmez hayatını çöpe atmakta.Kendisini hep işin adamış,mutluluğu ,üzüntüsü hep işine bağlı kalmıştır.Karısını bile seçerken kariyerine uygun olup olmadığına bakarak seçmiştir.Ölümü hiç aklına getirmeyerek hayatını hiçliğe sürüklemiştir.Sevdiğini veya sevildiğini düşünmüş,ailesinin,işinin,arkadaşlarının hep yanında olacağına inanmış.Aslında İvan İlyiç mevki ve aile yönünden ne kadar zirvede gibi gözükse de o hep bir çukurdaydı.Kariyerini ve sözde yaşadığı hayatını yükseltmek için daha derine inmiş çıkardığı toprakla onları yükseltmiştir.Derinde olduğunu ise yağmur yağmaya başlayınca anlamıştır.Ama iş içten geçmiştir.Genellikle şimdi gözlerinin önünden film şeridi gibi mutlu anları,sevdikleriyle yaptıkları geçmeliydi.Ama o sadece kariyer yarışındaki yerini, mutlu anlarını görmüştür.Çünkü İlyiç hayatı boyunca sadece kariyerinde mutlu olmuştur. İvan İlyiç ölümü hak etmediğini çok emek verdiğini söyleyerek kendini teselli etmeye çalışmış.Ancak o neye ve kime önem vermiş ki? Paraya ve mevkiye.Peki bunlar onu o sudan kurtarabilmiş mi?Hayır!Sadece neden olmuştur.Bunların tek amacı vardır. Yüksektekileri alçaltıp kendilerini büyük göstermek.Eğer İlyiç bunları bu kadar önemsemeseydi hayatı gibi ölümü de güzelleşecekti belki.Öldüğünde yanında sevdikleri,içini kendisi için doldurduğu kağıtlar olacaktı.Onlara bakarak veda edecekti.Acı çekse de bunlar acısını dindirecekti.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Kitap Zamanı Yayınları · 201161,2bin okunma