umutsuzluğa kapılmayın. dostsuz olmak talihsizlik gerçekten, fakat insanların yüreği, açık bir çıkarları sebebiyle önyargıya kapılmadıkça, kardeşçe sevgi ve hayırseverlikle doludur. o yüzden umudunuzu koruyun. hele bu dostlar iyi ve cana yakınsa, hiç umutsuz olmayın.
insan yüzü görmek istemiyordum; neşe ya da memnuniyet seslerinin tümü işkenceydi benim için. yalnızlık tek avuntumdu… derin, karanlık, ölüm misali yalnızlık.
kan damarlarımda serbestçe akıyordu ama yüreğimde hiçbir şeyin kaldıramayacağı umutsuzluğun, vicdan azabının ağırlığı vardı. uyku gözlerimi terk etmişti; habis bir ruh gibi dolaşıp duruyordum, çünkü tarif edilemez ölçüde korkunç fesatlıklar etmiştim ve fazlası, çok daha fazlası vardır başımıza gelecek. yine de yüreğim iyilikle, erdem aşkıyla dolup taşıyordu. iyi niyetlerle başlamıştım hayata. bu niyetleri uygulamaya geçireceğim, diğer insanlara faydalı olabileceğim anın özlemini çekmiştim. artık her şey un ufak olmuştu. geçmişe doyum duygusuyla bakmamı sağlayan o iç dinginliği ve bunun vaat ettiği yeni umutlar yerine, vicdan azabı ve suçluluk hissi içindeydim şimdi. bu da beni, hiçbir lisanın anlatamayacağı yoğunlukta işkenceler çektiğim bir cehenneme sürüklüyordu.