"Sadece inkâr etmek istiyorsun, o kadar." Yine sözleri göğsümü sıkıştırdı. "Ama umursama. Annelik babalık gibi şeyler de kavramsal... Biyolojik bir olayın abartılmış halı. Sadece sığınacak liman arama çabası insanoğlunun. Fazla abartmışlar anne baba gibi değerleri. Çoğu şanslıyken, bazılarımız şanssız düşsün diye. Umurunda olmasın. Anne ya da baba... Olmasa da oluyor."
"Anladım," dedim başımı usulca sallarken. "Ama yine de... Yine de boşluğu..."
"Boşluğu beyninde kendin yarattın. Şartlarsan kendini, olacağı bu. Yok annem yanımda değildi, yok babam değildi... Sikmişim yokluğu da boşluğu da. Acınacak halinize uydurduğunuz Kılıflar bunlar. Güçsüzsün sadece. Tek başına dünyaya geldiğini kabul edemeyecek, birilerinin üçüncü tekeri olmayı kabul edip onlar olmayınca yerle bir olacak kadar güçsüzsün."
"Ölmek istiyorum Özgür. Ne yapacağım? Seni biraz rahatlatmak isterken azıcık yaşamak isteyen yerlerim kan revan içinde kaldı. Ama... Artık susamam. Bir kere kanadı ya... Sana ihtiyacım var. Ne olur... Bir kere gül... Öldür beni."