Kadına karşı şiddetin ve özel olarak da cinsel şiddetin, mahrem yaşamın sorgulanmadan kabul edilen bir meselesi olmaktan veya saklanmaktan çıkarılıp genel ahlak ve hukuk konusu haline getirilmesi feminizmin başarısıdır.
Diğer kadınların durumunda olduğu gibi Müslüman kadınların da yaşadığı sıkıntılar çok çeşitlidir ve bunlardan sadece bazılarının dini geleneklere ve kültürel oluşumlara kadar izi sürülebilir. Bu oluşumların bütünüyle anlaşılmaya ihtiyacı vardır, karikatürleştirilmeye değil.
Varoluşumuzu değişmez bir rutin haline getirmek yoluyla, içimize yerleşen güvensizlik duygusunu bastırırız. Bu sayede tahmin edilmeyeni terbiye ettiğimiz yanılsamasına kapılırız.
Çevreleri tarafından korkutulmuş kişiler, durumları ne kadar perişan olursa olsun değişimi düşünmezler. Hayat biçimimiz fazlasıyla kırılgansa ve bundan dolayı varoluşumuzun koşullarını kontrol edemediğimiz aşikârsa, müspet ve adına olana sıkı sıkıya tutunma eğilimi gösteririz.