Unutmayın; yaşam, anlamını canda bulur. Her şey anlamını içteki o size özgü kaynakta bulur. Yaşamınız anlamlıysa, bu size coşku verir. Anlamlı bulduğunuz işi şevkle yaparsınız. Yaşamda anlamını bulan zorluğu memnuniyetle göğüslersiniz ve şikayet etmezsiniz. Yaşamda anlamını bulan ilişki size heyecan verir.
Zamanla çocuklar da yetişkinler gibi 'ütülü yüzler' göstermeyi öğrenir. Bu sürecin adına, sosyalleşme denir. Sosyalleşmeyle çocuk, içinde yetiştiği kültürün beklentilerini öğrenmeye ve o beklentiler doğrultusunda davranmaya başlar. Yetişkinlik çağına gelince, artık o da ne zaman hangi 'münasip yüzün' kullanılacağını bilir hale gelir.
Zemin ve algı dışarıdan gözlenemez, kişinin sinir sisteminde yer alır ve ancak onun tarafından doğrudan farkına varılabilir; yani algılama bireyin mahremiyetinde yer alır. Bu nedenle insanın
algılamasının değişmesi, ancak bireyin kendisinin zeminini değiştirmesiyle mümkündür.
Kalıplanmış', 'inatçı', 'dediğim dedik, öttürdüğüm düdük' tavırlı, birbirine 'saygısız' kişiler, ilişkilerinde karşısındakinin farklı algılamasına izin vermez.
Böyle kimselerin inat etmeleri ve birbirlerini dinlememelerinden dolayı, hem kendileri hem ilişkileri gelişemez.
…
Kalıplanmış ve inatçı insanların tam aksine gelişmiş, öğrenmeye açık, birbirine saygılı kimselerin evliliğinde algılama farklılıkları istenir; .algılama farklılıklarının yaşamlarını zenginleştirdiği kabul edilir.