keşke bir şeyleri değiştirebilseydim. Söylemek istediğim çok şey vardı. Gözlerin vardı. Bütün mesele gökyüzü değildi. Yıldızlardı. Bana kimse anlatmadı. Ben de anlatmadım. Ben de bilmiyordum. Kendimle oynadığım saklambaç. Ebesiyim. Sobeyim.
Sadece ölülerin yası tutulmaz deniz kızı, bazen ölen anıların yası tutulur. Sen ve ben bu hüznü hayatımız boyunca taşıyacağız. Yaşanmayan anların yasını tutacağız.
"Bana ne söylediğini anımsıyor musun? Sahip olmak için çok zorladığın hiçbir şeyin elde etsen dahi sana ait olmadığını çünkü gerçekten senin olan şey için savaşman gerekmeyeceğini söylemiştin. Çabalamalısın, gayret göstermelisin, emek vermelisin evet. Ama biz ödenebilecek tüm bedelleri ödedik. Ben yorulduğum için değil, sen artık yok olduğun için duruyorum. Ben bütün yolları arşınladım, bütün kapıları zorladım o yüzden aramayı bırak. Kapıları çalıp arkasından başka bir ihtimal çıkmasını beklemeyi bırak. Yolunu kaybedeceksin ve bulunmak istemeyen birine yolu gösteremem. Gökyüzü seni bir kez aldı benden, ben bin kez denedim geri alamadım.”
Size kimse anlatmadı mı?
Yanan gemiler geri dönemez.
Size kimse anlatmadı mı?
Dilek tuttuğunuz yıldızların çoğunun çoktan sönüp yittiğini.
Bana hiç kimse anlatmadı, yıldızların dilek tutamayacağını.