“Tatlı bulantı. Sahte mutluluk. Aklımızda güzel bir şey varmış da unutmuştuk sanki. Anımsanmaması tüketilemeyeceği anlamına gelen, unutarak sakladığımız mutluluğumuz, otobüsten iner inmez gelip bulmuştu bizi. Ama hala gizil ve gürültüsüz. Oysa geçmiş, sırf geçmişliğinden ve ne yaparsak yapalım şöyle bir bakmaya olsun gidemeyeceğimizden güzeldi.”
“Çünkü şimdi tüm hisleri geri gelmişken her şey canını yakıyordu. Duyguları çürüyor ve kanıyordu. Ve bir an için tüm hislerinin kan kaybından ölüp gitmesini istedi. Belki o zaman bu kadar acı çekmezdi veya acıdan başka bir şey düşünmek, hissetmek ya da nefes almak bu kadad zor olmazdı.”
Sadece ölülerin yası tutulmaz deniz kızı, bazen ölen anıların yası tutulur. Sen ve ben bu hüznü hayatımız boyunca taşıyacağız. Yaşanmayan anların yasını tutacağız.