...biz hep içinde bulunduğumuz aşamadaki davranışlarımızın, diğer tüm aşamadakilerden üstün olduğuna inanmayı yeğleriz. Bu yüzden orta yaşlılar, daha genç kuşakları denetlemeleri, yaşlılara da katlanmaları gerektiğini düşünürler. Gençler, yaşlı birine güvenmez ve inanmazlar. Yaşlılar da dünyayı mahvetmekte olan gençlere korku ile bakarlar.
Birbirimizi anlamayacağımız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz.
Ne var ki, yaşamı bu kadar az düşünen, yaşamı düşünmek gerektiği konusunda herhangi bir bilinçli çaba harcamadan yaşayıp giden bizler, başkalarının yaşamını etkileyen konularda taraf seçmekte son derece aceleci davranırız.
Cennetle olan ilişkimiz, yargılayanların ve yönetenlerin dayattığı bir hiyerarşiye tabidir. Halbuki kişi ile cehennem arasında kimse yoktur. Gözüne girmeye çalışacağımız, (kendimiz de dahil) yalan söyleyeceğimiz, lütfunu kazanmak için çırpınacağımız ya da adakta bulunacağımız kimse yoktur arada.