Eren

Şişme Teorisi
Jonathan Halliwell ve ben sınırsızlık koşulunun ne anlama geleceği konusunda yaklaşık bir hesaplama yaptık. Evrenin üzerinde küçük yoğunluk karışıklıklarının olduğu mükemmel olarak düzgün ve tek biçimli bir ardalan olarak ele aldık. Gerçek zamanda evren genişlemesine çok küçük bir yarıçapla başlamış görünecektir. Başlangıçta genişleme, şişme denilen şekilde olacaktır. Yani tıpkı bazı ülkelerde fiyatların her yıl iki katına çıkması gibi, saniyenin her küçük kesrinde evren büyüklüğünü iki katını çıkaracaktır. (...) Şişme büyük bir ölçekte düzgün ve tek biçimli olan yeniden çökmeyi önlemek için tam kritik hızda genişlemekte olan bir evren yaratmış olduğu için iyi bir şeydi. Şişme aynı zamanda evreninin tüm içeriğini, sözcüğün tam anlamına yakın bir şekilde, hiçbir şeyden yaratmış olduğu için de iyi bir şeydi. Evren kuzey kutbu gibi tek bir noktayken içinde hiçbir şey yoktu. Ama şimdi evrenin gözlemleyebildiğimiz kısmında en az on üzeri seksen parçacık bulunuyor. Tüm bu parçacıklar nereden geldiler? Bunun yanıtı görelilik ve kuantum mekaniğinin maddenin parçacık/karşı-parçacık çiftleri şeklinde enerjiden yaratılmasına olanak vermesidir. Peki bu maddeyi yaratmak için enerji nereden geldi? Bunun yanıtı onun evreninin kütleçekim enerjisinden ödünç alınmış olduğudur. Evrenin maddenin pozitif enerjisini tam olarak dengeleyen muazzam bir negatif kütleçekim enerjisi borcu vardır. Şişme döneminde evren, daha fazla madde yaratılmasını finanse etmek üzere , kütleçekim enerjisinden yüklü miktarda borç almıştır. Sonuç Keynesci ekonominin bir zaferi olmuştur: Maddi cisimlerle dolu, kuvvetli ve genişleyen bir evren. Kütleçekim enerjisi borcunun evrenin sonuna kadar ödenmesi gerekmeyecektir.
Sayfa 90 - Alfa·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sınırsızlık önermesi (No-boundary)
Evren ilk zamanlarında tamamen homojen ve düzgün olmuş olamazdı çünkü bu kuantum mekaniğinin belirsizlik ilkesini ihlal ederdi. Onun yerine düzgün yoğunluktan ayrılmalar olmuş olmalıdır. Sınırsızlık önermesi bu yoğunluk farklılıklarının en alt durumlarında başlayacağı, yani belirsizlik ilkesine uygun olarak mümkün olduğu kadar küçük olacakları anlamına gelir. Ancak şişmeyle genişleme sırasında farklılıklar büyür. Şişerek genişleme dönemi bittikten sonra bazı yerlerinde diğerlerine göre biraz daha hızlı genişleyen bir evren kalır. Daha yavaş genişleme bölgelerinde maddenin kütlesel çekimi genişlemeyi daha da yavaşlatacaktır. Sonunda bölge genişlemeyi durdurarak galaksileri ve yıldızları oluşturmak üzere büzülecektir. Böylece sınırsızlık önermesi çevremizde gördüğümüz tüm karmaşık yapıyı açıklayabilir. Ancak, o evren konusunda yalnızca tek bir öngörüde bulunmaz. Onun yerine her birinin kendi olasılığı olan tüm bir mümkün geçmişler ailesi şeklinde öngörüde bulunur. Olasılık düşük olsa da, İngiltere'de son seçimi İşçi Partisi'nin kazandığı olası bir geçmiş olabilirdi. Sınırsızlık önermesi evrenin işlerinde Tanrı'nın rolü konusunda köklü sonuçlara sahiptir. Şimdi genellikle evrenin iyi tanımlanmış yasalara göre evrimleştiği kabul edilmektedir. Bu yasalar Tanrı tarafından düzenlenmiş olabilir. Fakat göründüğü kadarıyla o yasaları bozmak üzere evrene müdahalede bulunmuyor. Ancak son zamanlara kadar bu yasaların evrenin başlangıcına uygulanamayacağı düşünülüyordu. Saati kurmak ve evreni istediği herhangi bir yolda gitmesini sağlamak Tanrı'ya kalmış olacaktı. Böylece evrenin şimdiki durumu Tanrı'nın ilk koşullan seçiminin sonucu olacaktı. Ama sınırsızlık önermesi gibi bir şey doğru olursa durum farklı olur. O durumda, fizik yasaları evrenin başlangıcında bile geçerlidir, bu
Sayfa 91 - Alfa·Kitabı okudu
Alıntı
Sanal zaman kavramı
Sanal zamanın gerçek evrenle nasıl bir ilişkisi olabilir? (...) Bir zamanlar Dünya'nın düz olduğu ve Güneş'in onun etrafında döndüğünün açık olduğu kabul ediliyordu ama Kopernik ve Galileo'nin zamanından beri yeryüzünün yuvarlak olduğu ve Güneş'in etrafında döndüğü fikrine alıştırmak zorunda kalmış bulunuyoruz. Benzer şekilde zamanın her gözlemci için aynı hızla ilerlediği kabul ediliyordu fakat Einstein'ın zamanından beri zamanın farklı gözlemciler için farklı hızla ilerlediğini kabul etmek zorunda kalmış bulunuyoruz. Aynı zamanda evrenin tek bir geçmişi olduğu düşünülüyordu, ama kuantum mekaniğinin keşfinden beri evrenin her olası geçmişe sahip olduğunu düşünmek zorunda kalmış bulunuyoruz. Sanal zaman fikrinin de kabul etmek zorunda kalacağımız bir şey olduğunu ileri sürmek istiyorum. Bu Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanmakla aynı düzeyde bir entelektüel sıçramadır. Sanal zamanın şimdi yuvarlak Dünya'nın olduğu gibi doğal görünmeye başlayacağını düşünüyorum. (...) Sıradan, gerçek zamanı, soldan sağa giden yatay bir çizgi gibi düşünebiliriz. Erken zamanlar soldadır, geç zamanlar sağdadır. Fakat zamanın bir başka yönü, sayfanın yukarısına ve aşağısına giden bir yönü, olduğunu da düşünebilirsiniz. Bu zamanın sanal yönü denen şeydir, gerçek zamana dik açılardadır. Sanal zaman kavramını getirmenin amacı nedir? Neden anladığımız gerçek zamana bağlı kalınmıyor? Bunun nedeni, daha önce söz edilmiş olduğu gibi, madde ve enerjinin uzay-zamanın kendi üzerinde içe eğrilmesine yol açmaya eğilimli oluşlarıdır. Gerçek zaman yönünde bu kaçınılmaz olarak tekilliklere, uzayzamanın bir sona ulaştığı yerlere yol açar. Tekilliklerde fiziğin denklemleri tanımlanamaz, bu yüzden ne olacağı konusunda öngörüde bulunulamaz. Fakat sanal zamanın yönü gerçek zamanla dik açılıdır. Bu da onun
Sayfa 79 - Alfa·Kitabı okudu
Alıntı
"Şuradaki sefil yaratığa bak. Bu nokta, bizler gibi, ama boyutsuz uçuruma hapsolmuş. O, kendi kendinin dünyası, kendi kendinin evrenidir; kendisinden başka hiçbir şey hakkında bir kavrayışa sahip değildir; hiç görmediği için ne uzunluğu, ne genişliği ne de yüksekliği bilir; İki sayısından bile haberi yoktur; Çokluk hakkında da bir düşüncesi yoktur; Kendi kendisinin tek varlığı ve her şeyi olduğu için gerçekte hiçbir şeydir. Yine de kendinden ne kadar hoşnut olduğuna bir bak ve şunu bil ki kendinden hoşnutluk iğrençlik ve bilgisizliktir, gözünü yukarı dikmek körü körüne ve acizane mutlu olmaktan iyidir."
Sayfa 144·Kitabı okudu
Alıntı