birkaç kez vurdum, sonra bağırdım, "İçeride kimse kaldı mı?" Ses yok. Halbuki bölme kapıları kapanmış olduğu için gemi batarken aşağı katlarda bazı kimselerin kalmış olması muhtemeldi. Daha kuvvetle bağırarak sordum:
İçeride kimse var mı?
Ben İzzet Çavuşum efendim!
- Yanında başka kimse var mı?
Bir asker var efendim!
İzzet Çavuş sesimden beni tanımıştı.
Efendi Kaptan kurtar bizi, diye yalvarıyordu.
Merak etme oğlum, hepinizi kurtaracağım, dedim.
Kurtaracağım diyorum ama, nasıl kurtaracağımı ben de bilemiyorum. Başımı kaldırdım, top lumbarının önünde kapanıp kalan evlatlarımı kurtarmanın çaresini düşünüyordum, birdenbire zihnimde bir şimşek çaktı. Sakın İzzet Çavuş'un yanındaki erden başka kimse kalmış olmasın? Demire tekrar vurdum, başımı top lumbarından içeri uzattım.
Başka kimse var mı? Derinden sesler işitildi.
Biz de varız! Biz de burada kaldık çıkamıyoruz!