Tanrı, büyük eserine hayran olanı, onun sırlarını, kurallarını bulmaya çalışanı sever. Yarattığı yüce güzellik karşısında bir hayvan gibi duygusuz, coşkusuz kalan budala insanlara acıyarak bakar.
Kötü düşünceleri kafalardan bir anca söküp atamıyorsunuz , haksızlıkları bir vurusta ortadan kaldırtmıyordunuz diye halka hizmet etmekten vazgeçmek doğru mudur ? Bir fırtınada kaptan, rüzgara söz geçiremiyorum diye gemiyi bırakır mı ?
Kral yüceliği dilencilerin değil, zengin ve mutlu insanların basında kalmakla olur.
“Kendim zengin olmaktansa, zenginlere baş olmak isterim. Bir halkın acıları, inişlileri ortasında keyif sürmek krallık değil, zindan bekçiliğidir. “