“Ceplerimizde huzursuz hikayeler. Belleklerimizde irini kurumamış yaralar. Tırnaklarımızın arası hayattan kazıdığımız kirlerle dolu. Ne geçmişe güvenimiz var, ne bugüne, ne de geleceğe. Ölülerimizi sırtımızda taşıyoruz. İnatla doğurmuyoruz. Çoğalmıyoruz. Geceleri daracık mezarlarda uyuyoruz. Gündüzleri ha öldük ha öldürdük diye korkuyoruz. Kötüyü gördük. Unutamıyoruz.”
“Tanrılara inandığımız falan yok aslında. Olmadıklarını ikimiz de biliyoruz. Ama adlarını geçirerek kurduğumuz cümleler başka kelimelerle kurulduğunda aynı etkiyi yapmıyor.”